Av. Veysel Tayyar
Av. Veysel Tayyar
veyseltayyar@kentgazetesi.com
Hasta Hakları: “Malpraktis” Ve “Komplikasyon”
  • 0
  • 20 Mayıs 2020 Çarşamba
  • +
  • -

 

Malpraktis (Malpractise), hekim veya diğer sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk şartlarını taşımaması nedeniyle hastanın zarara uğraması demektir.

Kelime kökeni olarak latince “kötü” anlamına gelen male ve “uygulama” anlamına gelen praxis sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır.

Dünya Tabipler Birliği’nin tanımlamasına göre malpraktis, “hekimin tedavi sırasında standart güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi sonucunda oluşan zarar”dır.

Komplikasyon, bir hastalık mevcutken; hastalığın kendisine, yapılan ilaç tedavisine yahut cerrahi müdahaleye bağlı olarak gelişen ilave hastalık veya problemlerin genel adıdır.

Komplikasyon kelimesinin kullanılmasının sebebi, gelişen yeni sorunla birlikte hastalığın daha karmaşık yani daha komplike/kompleks bir hal alacak olmasıdır. Hatta bir hastalığın komplikasyonu başka bir hastalığa dahi neden olabilir.

İlk bakışta her iki kavram da aynı şeyi ifade ediyor gibi gelebilir. Aksine iki kavram arasında çok önemli bir fark vardır: SORUMLULUK.

Malpraktis yani tıbbi hata, doktorun veya sağlık personelin yanlış uygulaması sonucu hastada meydana gelen zararı ifade etmektedir. Öyleyse doktorun veya sağlık personelinin hastaya veya yakınına karşı zarardan dolayı sorumluluğu söz konusu olacaktır.

Komplikasyon ise doktorun veya diğer sağlık personelinin müdahalesi dışında gelişen, hastalığa veya yapılan tedaviye bağlı meydana gelen ek sorunlardır. Hastada komplikasyon meydana gelmesi halinde doğması muhtemel zararlardan doktor veya sağlık personeli sorumlu olmayacaktır.

Örnek vermek gerekirse, sağlık görevlisinin hastaya yanlış ilaç tedavisi uygulaması halinde tıbbi malpraktisten, doğru ilaç tedavisi sırasında görülmesi muhtemel yan etkilerin hasta üzerinde meydana gelmesi halinde ise komplikasyondan söz edilecektir.

TÜRKİYE’DE HASTA HAKLARI

Türkiye’de hasta haklarının uygulanması ve gelişimi insan haklarının kabulü ve gelişimi ile gerçekleşmiştir.

1998 tarihinde kabul edilen Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre hasta hakları;

Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını ifade etmektedir.

Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.

Ayrıca hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir. Öyleyse hastaların kötü koşullarda teşhis ve tedavi edilmesi ile modern tıbbın imkanlarından faydalanılmaması yönetmeliğe açıkça aykırıdır.

Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikâyet ve dava hakları vardır.

HEKİMİN MALPRAKTİSTEN DOĞAN “CEZAİ” SORUMLULUĞU

Hatalı tıbbi uygulama yani malpraktis olayı meydana geldiğinde hekimin hem cezai hem hukuki sorumluluğundan söz edilecektir.

Mevzuatta sağlık mensuplarının hatalı iş veya işlemleri için özel bir düzenleme bulunmamaktadır.

Hekimin cezai sorumluluğu, Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilerek taksirle yaralama ve taksirle insan öldürme suçları kapsamında ele alınmaktadır. Kanunda yer alan taksir kavramı, neticenin istenmediği ancak gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği durumları ifade eder.

Hastanın yaralanacağı veya öleceğinin bilindiği halde yani kasıtlı olarak zarar verilmesi durumunda ise mevzu malpraktis kapsamında olmaktan çıkacak ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan kasten yaralama ya da kasten adam öldürme suçları söz konusu olacaktır.

HEKİMİN MALPRAKTİSTEN DOĞAN “HUKUKİ” SORUMLULUĞU

Malpraktis neticesinde hekimin cezai sorumluluğunun yanı sıra hukuki yani tazminat sorumluluğu da ortaya çıkmaktadır.

Malpraktis neticesinde ortaya çıkan maddi ve manevi zarar doktor ile hasta arasında yer alan vekalet ya da eser sözleşmesine aykırılık; doktorun görev yapmakta olduğu hastanenin özel veya kamu kurumu olması gibi farklı durumlara göre farklı şekillerde değerlendirilerek dava konusu edilir.

Hekimin hukuki sorumluluğu kapsamında hem maddi hem de manevi tazminat talep edilebilmektedir. Spesifik bir dava türü olması sebebiyle mutlaka profesyonel bir hukuk desteği alınmalıdır. Aksi halde usule veya esasa ilişkin en ufak bir hata davanın kaybedilmesine neden olabilecektir.

Hekimin sorumluluğuna ilişkin cezai ve hukuki başvurular hasta tarafından yapılabileceği gibi hastanın ölmesi halinde geriye kalan mirasçıları da gerekli başvuruları gerekli başvuruları yapabilecektir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?