Av. Veysel Tayyar
Av. Veysel Tayyar
veyseltayyar@kentgazetesi.com
Türkiye’de başta gelen “3” boşanma nedeni
  • 0
  • 18 Mayıs 2020 Pazartesi
  • +
  • -

 

Önce boşanma davalarının hukuki niteliğinden ve kişilerin hangi durumlarda boşanabileceklerinden genel hatlarıyla bahsetmek doğru olacaktır.

Boşanma davası, adından da anlaşılacağı üzere resmi nikahlı eşlerin evlilik ilişkilerine son vermek yani boşanmak amacıyla başvurdukları hukuki müessesedir.

Bunun için öncelikle resmi memur önünde kabul edilerek imza altına alınmış bir evlilik akdinin bulunması gerekir. Yalnızca dini nikaha dayanarak birliktelik süren çiftler resmi olarak evli kabul edilmediklerinden boşanmaları gibi bir durum da söz konusu olmayacaktır.

Boşanma davası, hukuki niteliği itibariyle “inşai” bir davadır. İnşai davalar, davacı tarafça mahkemeden yeni bir hukuki durum ihdasının veya mevcut olan bir hukuki durumun ortadan kaldırılmasının ya da içeriğinin değiştirilmesinin yani kısaca yeni bir hukuki vaziyetin inşasının istenildiği davalardır. Boşanma davasında da davacı davayı açmakla evlilik ilişkisini sonlandırmayı amaçlar.

Boşanma davaları, anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki şekilde açılabilir. Anlaşmalı boşanma davalarında herhangi bir sebebin varlığı aranmaz. Tek gereken, tarafların boşanmaya dair anlaşmış olmaları ve en az 1 yıldır evli olmalarıdır.

Çekişmeli boşanma davası ise özel boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenleri olmak üzere iki ayrı kategorik sebeple açılabilir. Her iki kategoriye ait boşanma sebepleri de Türk Medeni Kanunu’nda ayrı ayrı düzenlenmiştir.

Özel boşanma nedenleriyle açılan boşanma davasında davacı taraf yalnızca ileri sürdüğü sebebin varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Özel boşanma sebebinin ispatlanması halinde hakim, bu durumun evlilik birliğine etkisini tartışmaksızın taraflarına boşanmasına karar vermelidir.

Genel boşanma nedenleriyle açılan boşanma davasında ise durum farklıdır. Davacı bu durumda, hem ileri sürdüğü genel boşanma nedeninin varlığını hem de bu nedenin evlilik birliğini kendisi açısından çekilmez hale getirdiğini ispatlamak zorundadır. Genel boşanma nedeninin varlığı davacı taraf açısından evlilik birliğinin devamını imkansız kılmıyor ise hakim davanın reddine karar verecektir.

TÜİK VERİLERİ IŞIĞINDA BOŞANMA NEDENLERİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ailelerin yaşam biçimi ve değer yargılarına ilişkin araştırma yapıldı.

Bireylerin aile ortamındaki yaşam biçimlerine ve aile hayatına ait değer yargılarına ilişkin bilgi derlenmesi amacıyla yapılan araştırma kapsamında en az bir kez boşanmış kişilerin boşanma nedenleri incelendi.

  • Sorumsuz ve ilgisiz davranma

Evlenmek demek yalnızca aynı evi paylaşmak değil şüphesiz.

Taraflar evlilikleri boyunca birbirlerini sevmekle, birbirlerine sadık kalmakla, evlilik birliğini ayakta tutmakla ve aile hayatına ilişkin sorumlulukları birlikte omuzlama yükümlüdürler.

Eşler, evlilikleri boyunca evin iaşesi, aile yönetimi, çocukların eğitimi gibi pek çok konuda sorumluluk sahibi olmak zorundadırlar. Ayrıca eşler evli kaldıkları süre zarfında birbirlerine ilgili davranmalıdırlar. Nitekim birbirlerinin sorunları karşısında kayıtsız kalmaları veya birbirlerine özel olduklarını hissettirmemeleri boşanma sebebi kabul edilmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre;

Kadınların sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 61,5
Erkeklerin sorumsuz ve ilgisiz davranma nedeniyle boşanma oranı: Yüzde 40,2

Öyleyse Türkiye’de her 100 kadından 61’i ve her 100 erkekten 40’ı eşinin sorumsuzluğu ve ilgisizliği nedeniyle evliliğini sonlandırıyor diyebiliriz.

  • Evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama 

Evlilik birliklerinin devamında en belirleyici etkenlerden biri de daima ekonomi olmuştur. Yalnızca Türkiye’deki boşanma istatistiklerinde değil, aile içinde yaşanan şiddet olaylarında da işsizlik ve ekonomik dar boğaz arttıkça şiddetin aynı nispette arttığı görülmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı araştırma sonucunda da kadınların evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranının yüzde 42,6, erkeklerin evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama nedeniyle boşanma oranının ise yüzde 17,8 olduğu anlaşılmıştır.

Bu da demek oluyor ki her 100 kadından 43’ü kocası evin ekonomik ihtiyaçlarını karşılayamadığı için evliliğine son veriyor.

  • Dayak/kötü muamele

Bu konuya dair hem söyleyecek çok sözümüz var hem de boğazımız düğümlü maalesef.

Kadına ve çocuğa yönelik şiddetten ciddi şekilde usanmış durumdayız.

Şiddetin olduğu bir ortamda huzurun varlığından söz etmek mümkün değil.

Ancak ülkemizde gerçekleşen aile içi şiddet olayların yarısından fazlasının gizli kaldığını ve yetkili mercilere bildirilmediğini biliyoruz. Kadınlarımız korkuyor, korktukça susuyor, sustukça şiddet görüyor. Sesini duyurmaya çalıştığında da hiçbir etkili önlem alınmıyor o da ayrı bir konu. Feryatlar işitilmiyor!

TÜİK verileri incelendiğinde kadınların dayak veya kötü muamele sebebiyle boşanma oranının yüzde 36,4, erkeklerin dayak veya kötü muamele sebebiyle boşanma oranının ise yüzde 2,5 olduğu görülüyor.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?