Ezgi ÖZDAŞ
Ezgi ÖZDAŞ
ezgiozdas@kentgazetesi.com
Mesele tedavi değil vicdan!
  • 0
  • 04 Mayıs 2020 Pazartesi
  • +
  • -

Sevgili okurlar;

Pandemiyle omuz omuza mücadele ettiğimiz bu zor günlerde unutulan, hatırlansa bile tam anlamıyla çözümü bulunamayan bir konu var.

Sokak hayvanlarının sağlığı…

Bir hayvan sever olarak, Bursa adına gerek belediyelerin gerekse vatandaşların kişisel olarak yürüttüğü besleme çalışmalarını büyük bir takdir ve gururla takip ediyorum. Ancak beslenme ve barınma haricinde can dostlarımızın acil sağlık hizmetlerine de ihtiyacı olduğu su götürmez bir gerçek.  Evini birbirinden tatlı 4 kedi ile paylaşan birİ olarak bu konuda sizlere bahsetmek istediğim birkaç husus var.

Evimi paylaştığım kedilerimden ve sokakta beslenmelerine yardımcı olduğum diğer sessiz dostlarımdan öğrendiğim bir şey var ki;

Onlar için en önemli şey sevgiyle bakan bir çift göz…

Biz insanların onların doğal alanlarında yarattığımız tahribatı düşününce, yürürken bir sokak hayvanının başını şefkatle okşamamak bile bana ayıp geliyor. Hele ki mübarek Ramazan ayının içerisinde açın halinden anlamak için nefsimizi terbiye ederken bu canların derdini anlamak zor gelmemeli bize…

***                         ***                        ***

Bana bu yazıyı yazdıran konumuza gelirsek sevgili Kent okuyucuları…

Henüz 26 yaşında genç bir gazeteci olarak birçok şeyi yeni yeni öğrendiğim bir dönemdeyim. Geçtiğimiz gün sahiplendirmeye hazırlandığım 1 yaşında bile olmayan yavru kedim talihsiz bir kaza sonucu 4.kattan düştü.

Onu o halde görmenin verdiği çaresizlik ve hüznü ancak evini, yüreğini bir hayvana açmış biri anlayabilir. İsmini ‘Sırrı’ koyduğum bu güzel oğlumu bulduğumda ağız ve burun bölgesinde ciddi kanamaların ve patilerinde de muhtemel kırıkların olduğunu gördüm. Derhal özel bir veteriner kliniğe götürdüm. Orada yapılan ilk tespitlere göre damağında ölüme yol açabilecek bir yırtık olduğu söylendi.

İşte bana bu yazıyı yazdıran olay burada başladı. İç kanama tehlikesine rağmen ‘Sırrı’ eve gönderildi. Onun canını koruması için yıllarca eğitim gören insanlar, bunca acısına rağmen bir kere başını bile okşamadan ‘Sırrı’yı eve gönderdi. Yanlış bir anlaşılma olsun istemem veteriner hekimimiz elindeki imkan dahilinde gerekli iğneleri ve müdahaleyi yaptı tabi. Ancak sonrasında olanlar bana ‘Sırrı’yı kimin ‘can’ olarak gördüğünü gösterdi.

Gece boyu süren araştırmalarım sonucunda gerekli ameliyatların maddi olarak karşılayabileceğimin çok üzerinde olduğunu gördükten sonra büyük bir ‘Orada iyi bakamazlar’ önyargısıyla ‘Sırrı’yı almaları için Osmangazi Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam Merkezi’ni aradım.

Bunları bir kurumu övmek için anlatmadığımı şimdiden belirtmek isterim. Yazdıklarım, ‘can’ yerine koyduğum dilsiz dostuma ‘can’ları gibi bakan barınak yetkililerine olan vefa borcumu ödemek içindir.

Telefonu kapattıktan tam 25 dakika sonra ikamet ettiğim yer olan Panayır’a barınak tarafından bir ekip gönderildi. Gelen ekip ambulansa acil hasta taşıyan bir sağlıkçı aciliyeti ve ciddiyetiyle ‘Sırrı’yı götürdü. Ertesi gün telefonum barınak veterineri Fatmanur hanım tarafından arandı ve dostumuzun patisinde ciddi parçalı kırıklar olduğu, tedavisinin 1 ay kadar devam edeceği bilgisi verildi. Keşke size veteriner hanımın sesindeki endişemi anlayan tonu, yüreğindeki hayvan sevgisi dolayısıyla bana yardımcı olmak adına verdiği bilgileri anlatacak kelimelerim olsaydı.

Daha önce de yine birkaç sokak dostumuz için Osmangazi Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam Merkezi ile iletişime geçmiş, orada bulunan güvenlikten çay ocağına, veteriner hekimlerden müdüriyetine kadar herkesin hayvan sevgilerine tanık olmuştum. Tüm gün hayvanlarla meslek olarak uğraşan insanların etraftaki kedileri, köpekleri, ördekleri sevgi sözcükleriyle, öpücüklerle selamladıklarını görmek o zaman da içime huzur serpmişti. Hatta bir keresinde barınak bünyesinde bulunan Hayvan Mezarlığı’nın önünden geçerken burayı bana anlattığı sırada gözleri dolan bir görevliyle bile tanışmışlığım var.

***                    ****             ***

Diyeceğim o ki;

26 yaşında bir genç için işini yaparken böyle bir ciddiyeti, vicdan ve sevgiyle dolu bu hizmeti görmek hayatımda çok büyük kazanımlara yol açtı. Başıma gelen bu olaydan sonra ‘Kendi işimde bu güzel insanların can dostlarına gösterdiği şefkati nasıl kullanabilirim?’ derken aklıma bu yazıyı yazmak geldi. Çünkü anladım ki can dostlarımızın sağlığını bir iş olarak görmeyen, onları bağırlarına basan, acılarını içinde hisseden, benim deyimimle ‘kahramanlar’a olan minnetimi dile getirmek de en az dilsiz dostlarımı sevmek kadar değerli.

Bu vesileyle, başta Osmangazi Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Dündar olmak üzere  müdüriyetinden güvenliğine kadar Osmangazi Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam Merkezi ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Kendisi gibi içi hayvan sevgisiyle dolu böylesine bir ekibi bir araya getirerek, şehrimizin sokaklarını içi gülen sokak hayvanlarıyla taçlandırdığı için Barınak Müdüremiz Sayın Dilek Yosun’a tüm kalbimle çok özel ve ayrı bir teşekkürü borç bilirim.

Tüm canlılar adına sağlıklı günlere kavuşmanın ümidiyle…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?