Fatih AKKUŞ
Fatih AKKUŞ
fatihakkus@kentgazetesi.com
BİR ŞAMPİYONLUKTAN DAHA FAZLASI
  • 0
  • 17 Mayıs 2020 Pazar
  • +
  • -

Aslında bir şampiyonluk öyküsü yazmak isterdim ancak senelerdir aşağı, yukarı her şey detaylıca yazıldı. Rahmetli başkan İbrahim Yazıcı ki birazdan değineceğim bu konuya, Stadyum ve taraftar. Bir şehrin kaderini değişen ne varsa yazıldı, çizildi.

Bursaspor 16 Mayıs 2010’da aslında Türk futbolunun ve kendisinin kaderini de değiştirdi. Türk futbolunda Anadolu devrimi olarak adlandırılan bu şampiyonluk aslında Bursaspor için sonun başlangıcı da oldu. Ne olduysa bu tarihten sonra oldu. Önce Başkan İbrahim Yazıcı derin bir uykuya, nurlar içerisinde yattı. Ardında bir. Tarih bırakarak. Daha sonra sırasıyla gelen her başkan ve yönetimi maalesef ki olmaz işlere girdi ve 2011 yılında borçsuz olan Bursaspor şimdilerde -3 puan alarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Şampiyon olup kümeye düşen ibaresini de yanına ekleyen Timsah bir de bunun yanına borç batağına da saplanınca durum içinden çıkılmaz bir hal aldı. Benim mesleki yaşım o şampiyonlukta neler yaşandığına yetmiyor. Ancak o dönemde tribünde olmam ve bir çok şeye şahit olmam da mesleki yeterliliği olanların elinde olmayan imkanları bana sunuyor.

NEREDE O ESKİ BAŞKANLAR

Bursaspor o dönemden sonra yaşadığı sıkıntılarla adından söz ettirse de aslında ben daha farklı bir konuya değineceğim. İbrahim Yazıcı döneminde kulübün kapısından içeriye giremeyecek tipler yönetici oldu. Yönetici olunca da haliyle Bursaspor her sezon daha da geriledi. Borç aldı başını gitti. Uçakla getirilen topçular kendi ülkesinden çıkarken 100.000 EURO bonservisle uçağa binerken uçak Sabiha Gökçen’e indiğinde bonservis 500.000 EURO oluverdi. Anlayacağınız indiren, indirene… Özlüce İbrahim Yazıcı Tesislerini rahmetli başkan hiç istemedi aslında. Ancak yine de oraya geçmek en doğrusu dedi. O dönemde biz “Kardeş” sıfatıyla tesislere girebiliyorduk ancak basın mensupları, yöneticiler, kulüp personeli ve kulübe malzeme tedariği yapanlar el ayak pençe dururdu rahmetlinin karşısında. Şimdilerde ise bu sezonu kastetmiyorum sadece basın mensupları başkan ve yöneticilerin karşısında bacak, bacak üzerine atıp “Yahu başkan bu öğlen ne ısmarlayacaksın?” diye sorma yetkisine sahip. Mesela kimseye sormadan, danışmadan futbolcuyla röportaj yapılabiliyor. Mesela kulübün alt yapısında 7 yıl top koşturan ve profesyonel imza atınca istediği menajerle imzalamayınca “Ben olduğum sürece sana burada futbol oynamak” yok diye futbolcuya tehditler savuran kulüp çalışanları türedi. En acısı da senden, benden çok Bursaspor’lu olduğunu söyleyipte, şampiyonluk kupasıyla pozlar çekenler kulüpten işten çıkarılınca tazminatlarını peşin almalarına rağmen bir de işe dönüş açıp TFF gelirlerine el koyacak kadar alçaldı. Kimse bana kızmasın benim derdim iki yüzlülerle. Benim derdim senelerce Bursaspor’u kullananlarla. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz derler. Biz de tribünden geldik, tribüne döneceğiz. Ancak dönerken de bu meslekten, bu kulüpten bir çok YILDIZ’da kayacak…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?