Ferruh Varanoğlu
Ferruh Varanoğlu
f.varanoglu@gmail.com
COVID 19 TEKNOLOJİNİN “İSVİÇRE ÇAKISI”
  • 0
  • 21 Mayıs 2020 Perşembe
  • +
  • -

COVID 19 TEKNOLOJİNİN “İSVİÇRE ÇAKISI”

Koronavirüs sonrası, alışılmış normal bir hayata geçiş için küçüğünden büyüğüne  herkes farklı düşünceler ile gerek kendi gerekse sorumluluğu dahilindeki çevresi ile ilgili bir çıkış noktası arıyor.

Normalleşme sürecinin başlangıcı ile yaklaşık 90 güne yaklaşan karantina sürecinin etkileri nasıl tedbirlerle ve ne şekilde bir programlama ile atılır bilinmez ama bundan sonraki sürecin hakikaten çok sancılı olacağı “sis dağıldıkça” belli oluyor.

Dünyadaki manzara, “gelişmiş teknolojiyi” yakından takip edenlerimiz için oldukça ürkütücü görünüyor. Bu teknolojinin ismi; 5G ve bununla birlikte hazırlanmış ancak sırasını bekleyen ise 6G.

5G Teknolojisi; 2008 yılında ortaya çıkan on-line haberleşme ağı teknolojisinin 4G’den sonraki yeni modeli.

Telekomünikasyon dünyası, son yarım asır gibi bir zamana çok şey sığdırdı.

1979’da Analog telekomünikasyon ile 1G’yi ilişkilendirirsek, 1991’de kullanılmaya başlanan text yani metin mesajlarının kullanımı ile 2G tanımlanmış oldu. 1998’de kullanmaya başladığımız mobil ve kablosuz iletişim bize 3G teknolojisini öğretirken aradan geçen on yıl, 2008’de bulut, IP ve gerçek mobil geniş band kullanımı ile 4G tanımlamasını yapıyor, bir sonraki teknolojiye taşıyacak adımları hızlandırıyordu.

Ve yıl 2019’du Dünya 5G’yi; sınırsız veri kapasitesi, eşyaların – nesnelerin – interneti ile insdanlığa duyurdu.

Peki, 5G’nin 4G’den ne farkı vardı?

İnsanlığın alıştırıldığı ve bırakmaktan asla vazgeçemeyeceği bir duruma getirilmişti teknoloji.

Artık istediğimiz hep daha fazlasıydı.. Ne yapacaksak anında olmalıydı..

5G’nin öncekilerden çok daha büyük bir band genişliğinde olması, çok daha hızlı bir data -veri- transferi yapılabilmesine, birkaç saniyede bir filmi internetten indirilebilmesine imkan sağlıyordu. Dünyanın bir ucundaki biri ile 5G’yi kullanarak, hiç zaman farkı olmadan sanki yanınızda gibi konuşuyor olmak, eşyaların interneti ve akıllı şehir teknolojileri dâhilinde de kullanımı içeriğiyle, hemen arkasına eklemlemeyi kolaylaştırıyordu.

2025’e kadar 5G ağı ile dünya nüfusunun %40’ından fazlasına ulaşılacak. Tüm hesaplar buna göre yapılıyor. Teknolkojiyi çok sevenlerimiz için bunlar iyi haberler gibi görünse de 5G’nin “insan hayatını tamamen değiştireceği” olgusu, bu kesimce çok da ciddiye alınmaması gerektiği yönünde.

Şaşırmayın;

Şu anda Türkiye de dâhil dünyadaki hemen hemen bütün haberleşme alt yapısının -3G ya da 4G- temeli Çin (Huawei) tarafında üretilmiş ve bakır ağlar ile birbirine bağlı. Türkiye’deki üç operatör de Çin’in kurduğu bu alt yapıyı kullanıyor.

Yani 5G’nin efendisi, bu teknolojiyi geliştiren de hükmedecek olan da; Huawei.

Çin ordusu ve istihbaratı ile yakın çalışan şirketin adı pek çok casusluk olayına karıştı. Huawei’nin casusluk vukuatları içinde ABD’deki T-Mobile’dan robot teknolojisinin çalınması da var.

5G TEKNOLOJİSİ’NİN KORONAVİRÜS ETKİSİ TARTIŞILIYOR

Koronavirüs ile ilişkilendirilen binlerce konu olduğu gibi Teknoloji ile ilgisi de oldukça gözönündeki kavramlardan biri. Medyada dolaşan gerçek dışı komploların da bu konuya sıçramaması mümkün değil.

İşte 5G’nin bağışıklık sistemimize baskı uygulayarak virüse yakalanmamızı kolaylaştırıcı etkisinden tutun da, virüs’ün bir şekilde 5G teknoljisini kullanarak yayıldığı saçmalığına kadar ortaya atılan iddialar hiç de azımsanacak oranda değil.

Doğrusu ne? Tabii ki böyle bir şey yok.

Yıllardan beri kullandığımız telefonlarımızdan gördüğümüz zararlar ne ise vücudumuz bu zararları görmeye devam ediyor. Yani, radyo dalgaları o kadar küçük ki bağışıklık sistemimizde etkili değil. Aslında, evimizdeki mikrodalga fırın ya da saç kurutma makinamız çok daha fazla elektromanyetik dalga yayıyor ve o yüzden fırın çalışırken başında beklemeyin tavsiyesi yapılıyor.

Bunların temelinde elektromanyetik dalgaların yol açabileceği hücre bozulması yani “kanser” tehlikesi vardır. Hangisi hangisine tercih edilebilir ki? İkisinin de öldürücü etkisi var.

5G TEKNOLOJİSİ NELERİ DEĞİŞTİRİR?

5G her şeyden önce “eşyaların interneti” teknolojisine geçiş demek. Yani elektronik özelliği olan herşeyi birbirleri ile tanıştırabilir, konuşturabilir ve birlikte hareket etmelerini sağlayabilirsiniz.

İşin kişisel boyutundan çıkın. Sanayi ve ülkelerin savunmaları anlamlarında çok büyük bir devrim 5G. Ameliyatlardaki robotik uygulamaların rutin hale gelmesi, savunma alanında hipersonik silahlar ve otonom araçların geliştirilebilmesiyle, “Dördüncü Sanayi Devrimi’ne” geçilecek en yakın köprü 5G.

Öngörüler, 5G şebekesi sayesinde 2025 yılında dünyada yaklaşık 41.6 milyon kişinin eşyaların internetine bağlı olacağı tahmin ediliyordu. Ancak bu sürenin son yaşadıklarımız ile süresi daha da uzayacak. Ekonomik etkenler, teknoloji gelişimlerinin en büyük düşmanı. Kimse kullandığı telefonu değiştirmek istemiyor. Şu an ki en önemli pazar olan Avrupa’da 5G’nin müşterisi azaldı. Bunun en önemli nedeni, insanların parayı elinde tutmak istemesi. Futbol ve eğlence sektörünün durmuş olması da 5G’ye geçmeyi cazip kılmıyor. 5G dünya genelinde yaklaşık 30 pazara girmişti ama şimdi bu sınırlı sayıda nüfusça yoğun bölgeler ile sınırlı kaldı. 2020, 5G’nin yılı olarak düşünülmüştü. Başta ABD olmak üzere bazı ülkeler 5G’ye geçmeye karşı bazıları ise endişeleri nedeni ile tereddütte.

En büyük etkenlerden biri de ABD’nin kendi şirketlerinin Huawei ile iş yapmasını yasaklamış olması. ABD şimdi 5G şebekesi için kendine müttefik arıyor. Durdurulamayan korkunç bir ekonomi var. Pek çok ülke 5G’ye geçmek için hazırlık yapıyor. En büyük risk, eşyaların internetine bağlanacak 5G teknolojisinin alt yapısı Çin’in kontrolünde olacağı için istediği zaman kesebilir korkusu.

Bu ne demek?

İnternete bağlı otonom araçlar, bebek bakıcıları ya da yangın alarmları çalışmayabilir. Sadece bu iki üç faktör bile panik yapmaya yeterli nedenler. Düşünün ABD, 2025 yılında yollarında lojistik sağlayan 400 bin aracı şoförsüz bırakacak otonom sürüşün alt yapılarını tamamlamak üzereyken, COVID 19 kabusu tüm planlamaları allak bullak etmiş durumda.

İNSAN IRKI DENEME TAHTASINDA

Ne alakası var demeyin..

5G’nin en önemli farkı;

4G şebekesinde sistem İnternet Protokolü (IO) ile geniş band bağlantılarını sağlıyor oluşu. 5G’nin özellikleri ile yapay zeka ve onun alt kategorileri olan makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknolojileri entegre olacak.

Böyle bir entegrasyon da 5G’nin ülkelere yönelik ayrı çözümleri olması demek.

Sonuçta 5G; öngören ve proaktif bir şebeke ve gerçek zamanlı, karar vermede otomasyona sahip. Bu şebekeye pek çok cihaz, yüksek hızlı band genişliğinde, gerçek zamanlı ve otomatik karar verme teknolojisi ile bağlı olacak. Yani büyük bir veri sistemi, 5G ve yapay zekâ ile yönetilecek.

İnsan faktörünün “en aza indirildiği” bir teknoloji bu… Esas insanın olmadığı teknoloji ise 6G..

5G ile birlikte milyarlarca çip, sensör, kamera ve diğer tesisat kullanılarak her köşe ve her canlı takip edilecek. Bu sistemlerin sahip olduğu eş zamanlı analiz kabiliyetleri ile şüpheli insan ve robot davranışları tespit edilecek ve sözde olay olmadan önlenecek. Bu konuda; Çin, İngiltere, Hindistan ve ABD şimdiden yoğun çalışmalar yapıyor..

En büyük olanı, Çin`deki SKYNET; bu sisteme bağlı 150 milyondan fazla kamera anlık verileri topluyor. Anlık görsel analiz yapma kabiliyetine sahip olan bu cihazlarla Çin, Uygur Türklerini takip altına alırken, İsrail Filistin’de her canlıyı takibe aldığını dünyaya ilan ediyor.

Dikkat.. Bizdeki bir tabirle;

Tohumuna para saymadıkları” ırkları kobay olarak kullanmak, İnsan Haklarına aykırı bir durum değil.. 5G teknolojisi, Çin’de ve İsrail’de otonom ırkçılık çağını başlatıyor…

Teknoloji severler… Şimdi söyleyin;

Teknolojinin sadece ellerinizdeki ve yanınızda taşıdığınız ve hiç ayrılamadığınız “oksijen depoları” mı olduğunu sanıyorsunuz?

En azından, Türkiye ekonomisinin zorlandığı bugünlerde alışkanlıklarımızdan vazgeçmeyi denemek, hem paramızın dışarıya gitmemesi hem de lüks ihtiyaç maddesi vasfı taşıması bakımından belki bizler için bir fırsat yaratarak alışkanlıklarımızı yeniden düzenleriz.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?