Ferruh Varanoğlu
Ferruh Varanoğlu
f.varanoglu@gmail.com
İZNİK’İN GELECEĞİ “USTA” ELLERDE…
  • 0
  • 16 Temmuz 2020 Perşembe
  • +
  • -

 

Geçtiğimiz günlerde İznik Belediye Başkanı Sayın Kağan Mehmet Usta’yı makamında ziyaret ettik. Bir Başkan kimliğinden daha çok “işi bilen yönetici” imajı, duruş ve tavırlarına da yansımış. Sohbet koyulaştıkça akademisyen ve eğitimci kişiliği ön plana çıkıyor.

Karşımızda, yerli köklü bir İznikli’nin okul dönmelerinden başlamış hayalinin büyük bir kısmını yerine getirerek “diplomalı bir turizmci” vasıflı,  tarihi ve turistik değeri Türkiye’de kabul görmüş, üstelik Osmanlı’nın Başkentliğini yapmış bir şehrin “profesyonel yöneticisi” var. Genç, dinamik ve bir o kadar da heyecanlı. Tesbit yerindeyse, hem okullu hem alaylı..

Biz sormadan, başlıyor anlatmaya…

Önce tabii ki Ayasofya…Yani Orhan Camii.. İlk göreve geldiğinde kendisini ziyaret eden meslektaşlarımızdan birinin yorumunu unutmamış.

Şöyle yazdı diyor;

“Ayasofya ibadete açıldı, İznik’e Yurt Dışı’ndan gelen Turist sayısı azaldı.”

“Ne yapsaydık? İbadete açmasamıydık” diyor. O dönemde arkadaşlarından birine “sen şimdi zamanında Mimar Sinan’ın namaz kıldığı yerde namaz kılıyorsun” şeklindeki betimlemesine, arkadaşı şaşırıyor. Orhan Camii’nin tadilatını Mimar Sinan’ın yaptığını çoğu kişi bilmez diyerek tarihin kapısını açıyor.

Tarih adeta bugün de tekerrür ediyor..

Başkan’a Turizm dediğimizde biraz buruk bir sesle; “Bu yıl çok şanssız bir yıl yaşıyoruz” diyor.

Pandemi’nin tüm dünyada olduğu gibi İznik’i de, anlaşmaları yapılmasına rağmen ziyaret edecek Güney Kore ve Çin’li turistlerin gelmesini engellediğini ve bu hastalık çıkmasaydı kafileler halinde 50 bin turistin ziyarette bulunacaklarını söylüyor.

İznik’in önemli tarihinden bilgiler verirken Hıristiyanlık dini’nin burada şekillendiğini ve 1. ve 7. Ekümenik konsillerin 218 Psikopos ile katılım sağlanarak Hıristiyanlar için vazgeçilmez bir merkez olduğunu işaret ediyor. İznik konsilinde alınan kararlar ile üç tanrı inancı pekişmiş, Pazar tatilini, Pazar kahvaltısını, Pazar günü ibadetlerini buradan çıkan kararlar sonucu alındığını ve bu kararların Ayasofya’da (Orhan Camii) kesinleştirilerek, birinci hac yerinin İznik, ikinci hac yerinin ise Meryem Ana olduğunu da söylüyor.

Anadolu’da sekiz, Avrupa’da iki merkezin Hıristiyan hacılar için kutsal sayıldığını, Papa Francis ile Ekümenik Patrik Bartholomeos’un Mayıs 2014’te Kudüs’te yaptıkları görüşmede, İznik Konsili’nin (M.S 325) 1700. yılı olan 2025’te İznik’te ekümenik bir toplantı yapmaya karar verdiklerini açıklamaları ile;  bu kararda İznik’in Hıristiyanlık için ne kadar önemli olduğunun görüldüğünü ifade ediyor.

Başkan, Çevre konusunda da son derece duyarlı bir tavır sergiliyor.

“Doğup büyüdüğüm Göl’ün temizliğini bugün de muhafaza etmek benim birinci görevim” derken, “Zirai ilaç, ambalaj atıklarının belli merkezlerde toplanarak doğaya ve İznik Gölü’ne zarar vermemesi için tüm çabayı gösterdiklerini” belirtiyor.

Hazır Çevre konusu açılmışken İznik’in son yıllarda başına bela olan Maden arama konusunu gündeme getiriyoruz.

Lübnan ortaklı bir şirketin, Kirazlıyayla köyünde konumlanarak başlangıçta kurşun-bakır ve çinko üzerine kurmak istediği tesisin aslında “Altın arama tesisi” olduğunu ve başta İznik’liler olmak üzere kendisinin de burada böyle bir tesisin çalıştırılmaması için tüm hukuki haklarını kullandıklarını söylüyor.

Merak ve heyecanla Pes ettiler mi diye soruyoruz.

“Tabii ki hayır diyor. Başlangıçta 2,5 dönüm yer için ruhsat alacaklarını ve sadece bu kadar alanda maden arayacaklarını söylediler. Bahsettikleri yer İznik Gölü’ne yaklaşık 3,5 km. uzaklıkta. Kirazlıyayla köyüne 800 metre uzaklıkta ve buranın tamamı Tarım Arazisi. Bize ilk geldiklerinde burada 50 milyon dolarlık bir yatırım yapacaklarını söylediler. Bu demektir ki, buraya bu kadar yatırım yapacak olanın en az 10 katını kazanması gerekli hesabı üzerinden gittik. Ve tahminlerimizde de yanılmadık.  Oysa, biz biliyoruz ki ilk izin çok önemli. Bu izni verdiğinizde arkasından hemen talep edecekleri  ‘kapasite artışı’ ile diğer yerleri vermemeniz imkansız hale geliyor. Hukuk, bu izni verdiğinizde çaresiz kalacak ve o zaman bu ilk izni de vermeyecektiniz diyeceği için bu izni vermedik. Kimleri araya sokmadılar ki. Ben bu ülkenin yararına yapılacak herşeye destek vermeye, bu ülkenin zararına olacak herşeye kanımın son damlasına kadar karşı çıkmaya kararlıyım.” diyor.

Bu kararlılığın karşısında gazeteci merakı ile tekrar soruyoruz;

Peki Başkan, reddedemeyeceğiniz bir teklif ile gelseler ve konu sizin dışınızda gelişirse nasıl bir tutum sergileyeceksiniz?

Tereddüt etmeden; “benim ve belediyemin herhangi bir açıktan, maddi veya manevi bir desteğe asla kabulüm olamaz. Hukuki ölçüler içinde gidebileceğimiz yere kadar gideriz ve ne İznik halkını ne de İznik Gölü’nü birkaç kişi para kazanacak diye hayat boyu silinmeyecek bir leke ile yüz yüze bırakmayız” şeklindeki söylemi, zaten kararlılığını karşı tarafa hissetirmiş bir yönetici olarak sağlam bir duruş sergiliyor. İznik halkı’nın bu konudaki tereddütlerine hiç mahal bırakmayacak şekildeki dik duruşu, makamının hakkını verebilenler için öğünç kaynağı olmayı hakediyor.

Yavaş yavaş Turizm konularını konuşmaya başlarken, İznik Nilüfer Hatun İmareti restorasyonu ile tamamlanarak geçtiğimiz günlerde hizmete açılan “Türk İslam Eserleri Müzesi” gündemin en taze konusunu oluşturuyor. Başkan’dan kısa bir bilgi rica ediyoruz.

” Müzemizde iç kısımda 558 ve bahçede 90 olmak üzere toplam 648 eser sergileniyor. Ayrıca bir süre daha Roma ve Bizans dönemine ait eserleri burada muhafaza edeceğiz. Arkeoloji müzemiz açıldıktan sonra bu parçaları oraya alacağız. İznik binlerce yıllık geçmişinde, medeniyetlerin derin izler bıraktığı muazzam bir kültür coğrafyası. İznik çinisine ait örneklerin, çeşitli medeniyetlere ait sikkelerin, dini ve sosyal yaşamı yansıtan canlandırmaların yer aldığı bu mekanda ziyaretçilerimiz tarihin tarihi kucakladığına şahit olacaktır. İslami mezar taşları, kuyu bilezikleri, çeşme ve kitabeler ecdadımızın estetik anlayışına bir kapı açarken, fikri dünyasıyla da bağ kurmamızı sağlıyor. Asırlık taşların geçmişin insanlarının sesine dönüşebilmesi farklı bir etki yaratıyor. Ziyaretçilerimizin eserlerimize bu gözle bakmalarını önemsiyorum. Bu toprakların sahip olduğu zenginliği korumak ve hem bölgeye hem ülkemize kazandırmak ciddi bir sorumluluktur. Bu eser, hem tarihi miras değeriyle hem Türk İslam Eserleri Müzesi kimliğiyle İznik’e ve ülkemize en güzel şekilde hizmet edecektir.” diyor.

Başkan’ın Turizm konusunda hem söyleyebileceği hem de yapabileceği çok şey var.

En sevdiği ve en değer verdiği konuya geliyoruz. Tabii ki “İznik Çinisi”

Osmanlı’nın ve Türkiye’nin Dünyada gurur kaynağı..

İznik’te 15. yüzyılın ilk senelerinde başlayan çinicilik, çok kısa zamanda büyük gelişme gösterdiğinden şehre “Çinili İznik” adı verilirken, burada üretilen çinilere de “İznik Çinisi” deniyor. 17. yüzyılda İznik’e gelen Süleyman Çelebi, seyahatnamesinde şehrin dokuz mahallesinde halkın çini ve çanak çömlek imal ederek geçimini sağladığını ve İznik’de 340 adet çini fırınının bulunduğunu anlatır.

İznik’te çıkan bir yangın sırasında çini üretim alanlarının zarar görmesiyle çininin kalitesinde görülen azalma, çini faaliyetlerinin azalmasıyla iyice belirginleşiyor. Renklerde solmalar ve başta kırmızı renk olmak üzere bazı renklerin kaybolması, İznik çinisinin yavaş yavaş yok olmasına neden oluyor. Mimari faaliyetlerin de azalmasıyla 1716 yılında İznik’te çini faaliyeti artık durma noktasına geliyor. Arkasında hiçbir bilgi ve belge bırakmadan tamamen yok olan İznik çini sanatını, geleneksel yöntemlerle aslına uygun olarak yeniden yaşama kazandıfırsboGeleneksel İznik çini sanatıyla ilgili bilgileri gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kurulan İznik Eğitim ve Öğretim Vakfı, 1993 yılından bu yana İznik çinisinin formülünü bulmaya çalışıyor. Vakıf yaptığı olağanüstü çalışmalar ile  formül yeniden bulunuyor ve Dünya’nın dört bir tarafına İznik’ten ünlü yapıları süsleme amaçlı çiniler gönderiliyor.

İznik’in namı “çini” den gelince, Başkan bize son projesinden söz etmeye başlıyor;

İznik’e bir “Çini Mükemmelliyet Merkezi” açıyoruz. İlçemizde bulunan İrili ufaklı atölyelerin bir altyapıları olamadığı için ne yazık ki imkanları kısıtlı. Bu yüzden genç yetenekli sanatçı adaylarının Profesyonel bir yapıda yetişmesi şart.  Konum olarak Eski Cezaevi’ni seçtik. Bu yapının dış tarihi dokusuna zarar vermeden restore ederek, içinde son derece modern şartlarda, “Çini Ustaları” eşliğinde bir eğitim merkezi kuruyoruz. Burada, artık çini sanatını üst noktaya taşımış, ancak işin ustalık yönlerini ve pratiğini de öğrenerek o vitrine çıkaracak dokunuşları öğrenecek kişiler yararlanacak. Böylece İznik Çini Sanatı’nın gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarılacak ve  profesyonel eller ile Türkiye ve Dünya’da rekabet edebilme seviyesine erişeceğiz.” şeklindeki açıklaması ve projenin kısa zamanda tamamlanacağı düşüncesi bizi de heyecanlandırıyor.

Başkan Usta’nın akademik ve eğitimci kimliği, gelecek nesilleri düşünerek onların topluma hızlı bir şekilde kazandırılması yönünde olduğu hemen anlaşılıyor. Nitekim, bu yöndeki hemen yapılacak projelerinden birini daha aktarıyor.

“Spor ve Kültür Vazgeçilmezimiz..”

Çok hayret edeceksiniz belkide ama İznik’in bir “Beyzbol Takımı” var. Hem de göreve geldikten kısa bir süre sonra organize ettiği extern bir spor dalı.

Bunun yanında bir çok spor branşlarınıda içinde barındıran bir “İznik Spor” var.

Kapalı Havuz, Sinema ve Tiyatro salonlarını da çok kısa bir süre içerisinde hayata geçireceklerinin müjdesini de veriyor.

Başkan’a soruyoruz; Niye Gençler?

“ Çünkü gençlerimize, nüfus olarak küçük sayılabilecek bir yerde iyi ve kaliteli vakit geçirmelerini sağlayabilecek imkanlar sunmamız şart. Kötü alışkanlıklar ve ne yazık ki madde ve uyuşturucu kullanımı tüm Dünyada artış gösterdiği gibi gençlerin meşgalesi olmayan bu tür küçük yerlerde daha çabuk bir artış gösteriyor. Yapılan istatsitiki araştırmalar bunu gösteriyor. Uyuşturucu kullanım yaşı Türkiye’de ortaokul seviyesinde ve sadece Güvenlik güçleri’nin takibi ile bu alışkanlık önlenemez. Ancak sadece içenler ya da satanlar bir müddet kontrol altına alınabilir. Bizim amacımız bu alışkanlığı kazanmadan, geçlerin spor, sanat, müzik gibi meşguliyetler edinerek bu illetten uzak durmalarını sağlayacak bir kültür yaratmak.” diyerek, aslında toplumumuzun kanayan yarasına bir ölçüde parmak basıyor.

Sormadan edemiyoruz.

Bu projeleriniz için size kaynak gerekli. İznik Belediyesi’nin bütçesi bu işler için yeterli mi?  Büyükşehir bu projelerinizde yardım edecek mi?

Cevap gayet keskin ve net Başkan Usta’da.

“Ne yazık ki önceki dönemlerden kalan bütçe açıklarımız mevcut. Kasamız tüm bu projeleri yapmamız için yeterli değil. Nasıl çözeceksiniz? diye sorarsanız. Size şöyle bir açıklama yapabilirim. Ben Alinur Başkanı hem seviyor hem de sayıyorum. Kendisi ile çok iyi anlaşıyoruz. Alinur Başkan’a da söyledim. Başkanım, biz kendi yağımızla kavruluruz. Sen bizi düşünme. Fakat belki daha sonraki yıllarda yapacağımız hayati projeler olacak bunlar için sizde hakkımı kullanmak isterim. Şeklindeki talebimize olumlu yanıt almamız bizim için yeterlidir. Büyükşehir’in de durumu ortada. Kendilerini döndürebilmeleri için ilçelerin mümkün olduğu kadar kendi finans kaynaklarını kendilerinin yaratmasından yanayım.”

Fakat, Başkan Usta bizi şaşırtmaya devam ediyor;

“Tek dönem Belediye Başkanlığı yapmak istiyorum. Seçilmek gibi, koltuk merakı gibi bir derdim yok. Doğru hizmeti yaparak, doğru işlere imza atarak, görev sürem boyunca doğup büyüdüğüm topraklara olan vefa borcumu ödeme gayreti içindeyim. Tek amacım bu.”

Bu sözlere sorulacak tek soru herhalde şöyle olmalıdır; Türkiye’de kaç tane böyle bir yönetici ve makam sahibi tanıyorsunuz?

Başlangıçta da söylediğimiz gibi Başkan Usta hem karakter hem de bir yönetici olarak elinin altındaki tüm yapılanlara ve yapılacak projelere hakim ve gayet sakin bir görüntü verdi bize.

İş yapacak insanın gözünde o ışığı görürsünüz.

İşte Başkan Usta, hem neşesi, hem açık yürekliliği ve kendisine çok yakışan Profesyonel yaklaşımı ile İznik’in “Usta ellerde” olduğunu bize gösterdi. Şahsi kanaatim, bu donanımdaki Yerel Yöneticilerin bulundukları bölgeye koydukları katma değerleri, bir ikinci dönemde taçlandırmaları ve kalıcı eserler bırakmaları açısından bir kez daha şans verilmelidir.

Türkiye’nin dinamiklerinin yarı aksak olmasının tek ve en büyük sebebi “sürdürülebilir” olmamalarıdır. Başta Ak Parti Bursa İl Başkanı Sayın Ayhan Salman olmak üzere diğer karar vericilerin, bu tür yetenekleri parlatarak yukarıya çıkarmaları, hep destek tam destek olgusu ile harmanlanarak desteklenmesi “Ak Parti’nin başarısı” açısından önem kazanmaktadır.

Osmanlı Kültür ve Sanatı’nın doğup büyüdüğü ve asırlar boyu geliştiği bu topraklarda,  gerek aldığı eğitim, gerek bu eğitim ile yüzlerce öğrenciye birikimlerini aktarmış bir Kültür Adamı’nın İznik’te görev yapıyor olması önce Allah’ın lütfu sonrasında İznik’in şansıdır diye düşünüyorum.

Sevgili Başkan, yolun açık olsun.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?