Ferruh Varanoğlu
Ferruh Varanoğlu
f.varanoglu@gmail.com
KORONAVİRÜS’Ü YOK SAYANLARIN BİLMEDİKLERİ…
  • 0
  • 05 Ağustos 2020 Çarşamba
  • +
  • -

 

Birkaç aydır unuttuğumuz ya da unutmaya çalıştığımız COVİD 19 Dünya’nın farklı ülkelerinde “ikinci dalga” sinyallerini vermeye başladı.

Bu kez ilk başlangıçta önemli gibi gözükmeyen ancak daha sonraki seyri ile önemli can kayıplarına neden olan virüs’ün faturasını ağır ödeyen ülkeler, ikinci bir dalganın etkisini, kazanılan ağır tecrübe ile tedbirleri olabildiğince ağırlaştıracak kararlar alarak ön almaya çalışıyorlar.

Çok değil yaklaşık 20 gün önce Avustralya’nın Melbourne şehrindeki “yeni tip Koronavirüs” ile ilgili  bilgileri bu köşeden okuyucularımıza aktarmıştık. Çok küçük bir hatırlatmanın faydası var.

Neden?

Çünkü Avustralya’da 11 Temmuz’da (yaklaşık üç hafta önce)  başgösteren olayda 1 kişinin “yeni tip Koronavirüs” ten hayatını kaybetmesi ülkeyi alarma geçirmişti. Melbourne bu talihsizliği yaşarken, yetkililer Dünya’nın yaşadığı Pandemi sürecini gözardı etmeksizin, bir dakika bile kaybetmeden “acil kurallar” koydular.

Melbourne’de yürürlükte olan yasaklar kapsamında “Egzersiz, okula veya işe gitmek, tıbbi bakım almak veya vermek, yiyecek ve diğer temel malzemeleri satın almak” haricinde sokağa çıkarak kuralları ihlal edenlere kişi başına 1652 Avustralya doları ( Yaklaşık 8 bin Türk Lirası) ceza kesiliyor. Marketler, berberler ve kuaförlerin açık kalacağı kentte, kafeterya, lokanta ve barlar sadece paket servisi yapabiliyor. Ancak kütüphaneler, toplum merkezleri, hayvanat bahçeleri, havuzlar, kapalı spor salonları, açık alandaki spor faaliyetleri, galeriler, müzeler, tiyatrolar gibi halkın bir araya geldiği çok sayıda mekan 6 hafta boyunca kapalı kalacak.

Dikkatinizi şu yöne verin. Bu kararlar, Türkiye’de bu yaz mevsiminde hiçbir şey olmamış gibi davranarak sahillerimizde yerli tatilcilerimiz tarafından “adım atmaya yerimiz olmadığı” günlerde veriliyor.

Burası Türkiye, Melbourne değil ne benzerlik olabilir şeklinde düşünenler olabilir.

Bu herhangi bir konu değil. 21. Yüzyılın önemli bir hastalığından bahsediyoruz. Ülkelerarası geçişlerin ne kadar hızlı olduğunu ve ne şekilde ilerlediğini yaşayarak tecrübe ettik.

Kaldı ki Melbourne Nisan ayı sonunda vaka sayılarındaki en alt rakamı görerek “yendik” diyebilen yerleşimlerden biriydi. Ancak 5 Haziran itibarıyla “yeni corona virüs vakaları” görülmeye başladı ve deyim yerindeyse “virüs hortladı”.

Vakalar üzerinde araştırma yapan yetkililer, yeni corona virüs hastalarının 31’inin lüks bir otelle bağlantılı olduğunu keşfetti. Daha detaylı bir incelemenin ardından, Avustralya’yı adım adım etkisi altına alan ikinci corona virüs dalgasının ardından bir “cinsel ilişki” skandalı çıktı. Tutuldukları otelde karantinaya alınan yolcularla, güvenlik görevlilerinin cinsel ilişkiye girdikleri ve virüsün bu sebeple birdenbire hızla yayılmaya başladığı ortaya çıktı. Melbourne’deki lüks karantina otelinde güvenlik görevlisi olarak görev yapan kişinin anlattıkları, virüs’ün bir anda “çok hızlı bir şekilde nasıl yayıldığının” en büyük kanıtıydı.

Karantina altındaki yolcularla aynı asansöre bindiklerini, onlara spor salonuna giderken eşlik ettiklerini ve ardından toplum arasına karıştıklarını anlatan kişi, karantinadaki yolcularla temas ettikten sonra fast food zincirlerine, marketlere, restoranlara gittiklerini ve virüsü yaydıklarını itiraf ediyordu.  Ülkede yeni corona virüs vakalarının tespit edilmesinin ardından halkın bir kez daha marketlere akın etmesi üzerine “tuvalet kağıdı satışlarına” sınırlama getirildi.

İNGİLTERE ve DİĞER ÖNEMLİ MERKEZLER TEYAKKUZDA

Dünyanın Covid 19’dan en fazla etkilenen ülkelerinden İngiltere’de, hükümetin yaptığı açıklamada koronavirüs, grip ve diğer solunum yolu virüsleri için 90 dakikalık yeni DNA ve bulaş testlerinin önümüzdeki hafta İngiltere’deki hastanelerde ve bakım evlerinde kullanılabileceğini duyurdu. Hükümet, her iki testin de, üçte birinin işlenmesi 24 saatten fazla süren mevcut testlerden daha hızlı olan koronavirüsü ve diğer solunumsal virüsleri sadece 90 dakika içinde tespit edebileceğini söylüyor. İngiltere sağlık bakanı Matt Hancock, “Bu testlerin gribin yanı sıra covid-19’u da kışa giderken çok faydalı olacak” dedi.

Diğer taraftan Manchaster’daki yetkililer, bölgedeki yükselen koronavirüs vakalarına yanıt olarak birkaç gün önce önemli bir karar aldılar. Yayınlanan Bildirgede , yerel makamların gerektiğinde ekstra ulusal kaynaklara erişmesine izin verecek ve polis desteğe ihtiyaç duymaları halinde, ordunun da taslak hazırlayabileceği iznini vermiş oldular. Geçtiğimiz Cuma gününden bu yana, Manchester’daki ve Kuzey İngiltere’nin diğer bölgelerindeki insanların kapalı alanlarda diğer hanelerden insanlarla “temaslarına” izin verilmiyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson dün yaptığı açıklamada, İngiltere’deki kısıtlamaların daha da hafifletilmesini, vakalardaki son artışlar nedeniyle en az iki hafta erteledi. 8 Ağustos’tan itibaren müzeler ve ibadethaneler de dahil olmak üzere daha kapalı mekanlarda maske zorunlu hale gelecek. Mağazalar, süpermarketler ve toplu taşıma araçlarında maske zaten zorunlu. Bowling salonları, buz pateni pistleri ve kumarhaneler dahil olmak üzere “yüksek risk taşıdığından” en az 15 Ağustos’a kadar açık olmayacak. Johnson, İç mekan etkinliklerinin ve 30 kişiye kadar olan düğün resepsiyonlarının devam etmesine izin verilmeyeceğini de sözlerine ekledi.

Ve Amerika..

Beyaz Saray koronavirüs görev gücü koordinatörü Deborah Birx’e göre ABD, hem kırsal hem de kentsel alanlarda enfeksiyonlar “olağanüstü yaygın” olan koronavirüs salgınının yeni bir aşamasına girdi. Güney ve batı eyaletlerinin virüs için sıcak noktalar haline geldiğini ve insanları maske takmak ve sosyal mesafeyi uygulamak da dahil olmak üzere sağlık önerilerini takip etmeye teşvik ettiğini söyledi.

Yine geçtiğimiz Cuma günkü toplantıda DSÖ Genel müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus komiteye şunları söyledi: “Salgın, etkileri onlarca yıl boyunca hissedilecek olan ve yüzyılda bir rastlayacağımız sağlık krizidir.”

Bugüne kadar Dünya çapında ölüm bilançosu 668.000’i geçti. Johns Hopkins Üniversitesi’nde yapılan geniş kapsamlı araştırmalara göre çıkarılan harita ve kontrol panellerine göre, teyit edilen vaka sayısı 17 milyondan fazla, ancak gerçek vaka sayısı çok daha yüksek olacak.

 

“SÜPER YAYICILAR” VİRÜS’E BİR UMUT OLABİLİR Mİ?

 “Superspreaders” yani “Süper Yayıcılar” şimdi bilim insanlarının araştırdığı bir diğer konu.

2003 yılında SARS virüsünün ortaya çıkmasıyla birlikte yeni bir kavram değer kazanmıştı.

 “Süper yayıcılar”, ortalama bir insandan daha fazla hastalığa yakalanan kişileri ifade ediyordu.

Sağlık uzmanları, “süper yayıcılar” olarak bilinen bazı kişilerin koronavirüs hastalarına daha yüksek oranda bulaşabileceğini söylüyor.

2003 yılında SARS gibi diğer bulaşıcı hastalıklarda “süper yayıcılar” olmasına rağmen, koronavirüs pandemisindeki rolleri hakkında hala çok az şey biliniyor.

“Süper Yayıcılar” olayının evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı olmasa da, bazen birinin virüsü altı veya daha fazla kişiye geçirdiği bir tanımlama kabul ediliyor. Bilim insanları, bu şaşırtıcı kümelerin neden ortaya çıktığı konusuna inmek, covid-19 pandemisinin kontrolünü ele geçirmek ve ikinci bir vaka dalgasını durdurmak için “anahtar olabileceği” konusunda uğraş veriyorlar.

Aşı ve ilaç konusundaki son gelişmeler ise şöyle;

İngiltere, ilaç şirketleri Sanofi ve Glaxo Smith Kline tarafından geliştirilen 60 milyon doz koronavirüs aşı adayı satın almak için bir anlaşma imzaladı. Anlaşmanın finansal şartları açıklanmadı.

Aşı adayının Eylül ayında klinik çalışmalara girmesi bekleniyor ve AstraZeneca ile ortaklaşa Oxford Üniversitesi tarafından 100 milyon doz aşı da dahil olmak üzere, İngiliz hükümeti tarafından güvence altına alınan 190 milyon dozluk diğer koronavirüs aşı adaylarını da ekliyor.

Dünya çapında şu anda geliştirilmekte olan 160’dan fazla koronavirüs aşısı var, ancak koronavirüse karşı koruma sağlayacak olup olmadığı hala belli değil.

Yine İngiltere, Siyah, Asyalı ve azınlık etnik (BAME) kökenli insanların neden Covid 19’dan orantısız bir şekilde öldüklerini anlamaya yönelik araştırmalara 4 milyon sterlin’dan fazla bütçe ayırdı. Bu fon, etnik azınlık sağlık çalışanları, göçmenler ve mülteciler için ortaya çıkan riskler ve covid 19’a yönelik yeni tedavileri ve aşıları test eden klinik çalışmalarda farklı etnik gruplardaki kişilerin temsil edilmemesi konusundaki araştırmalara da gidecek. Fon, İngiltere Araştırma ve Yenilik ve Ulusal Sağlık Araştırmaları Enstitüsü’nden geliyor.

Sonuç olarak;

Covid-19 tedavileri: Bazı denemeler, aşırı tepki veren bir bağışıklık sistemini sakinleştirerek veya koronavirüsü hedefleyerek enfekte olmuş kişilere yardımcı olmak için umut vaat ediyor.

Ancak hangi tedaviler gerçekten işe yarıyor? Bu hala çözülmeyen bir denklem durumunda.

Önümüzdeki günlerde, Nisan ve mayıs aylarında yaşadığımız tedbirlerin uygulamaya konulması an meselesi. Ülkemizdeki uzmanlar, koronavirüse karşı vücutta bağışıklık kazanma yöntemleri olarak aşı olmak, enfeksiyon geçirmek ve plazma verilmesi olduğunu sürekli belirtiyorlar.

Ancak, Covid-19 virüsüne karşı ise bu yöntemlere yeterince güvenilemeyeceğini belirterek “Enfeksiyonu geçirenlerin çoğunluğunda Covid-19’a karşı vücutta antikor oluşmasına rağmen koruyuculuk kesin olarak bilinmiyor. Bazı hastalıklarda ömür boyu, bazılarında ise 3-4 ay koruyuculuğu oluyor. Covid-19’u geçirenlerde de tekrar enfeksiyon olacak mı yoksa kalıcı mı, bu sorunun cevabını henüz tam olarak bilinmiyor. Virüse karşı etkili ve güvenilir bir aşı henüz bulunmadı. Bulunacak aşının ise etki süresi de bilinemeyecektir” şeklinde açıklama yapıyorlar.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?