Mehmet Akif Ertaş
Mehmet Akif Ertaş
akif_ertas@hotmail.com
Mustafa Kandıralı
  • 0
  • 13 Ocak 2021 Çarşamba
  • +
  • -

Dünyaya gözlerini; 26 Mart 1936 tarihinde, Arjantin’in başkenti Buenos  Aires’te açan GioraFeidman’ınelinde ve dilinde saygın bir konum elde eden klarinete Türkiye’de itibarını kazandıran isim Mustafa Kandıralı’dır.

Kandıralı öncelikle,  enstrümanının isminin klarnet değil, klarinet olduğunu unutmayarak itibarının zedelenmesinin önüne geçmiştir. Enstrümandan ses çıkarmanın yetemeyeceğinin bilincinde olan Kandıralı’nınklarineti, hakkını ziyadesiyle teslim ederek seslendirmesinin arkasındaki ilk saik budur.

Enstrümanlarını; canlarının parçası olarak görmekle birlikte, onlarla mesafeli ilişkiler de kurabilen enstrümanistler, adlarını yirmi dört saate değil, yıllara yazdırmışlardır. Kandıralı, aradan yıllar geçtikten sonra bu özelliğiyle de yâd edilecektir.

TRT’nin tek kanalla yetindiği ve kanal sayısını artırma gereğini hissettiği yıllarda, özellikle dinî bayramların ilk günlerinin sabahında, ekranda, ekibiyle arz-ı endam eyleyen Kandıralı,  resmî bir kurumda, sivil bir havanın nasıl estirilebileceğini klarinetiyle anlata anlata bitirememesiyle ve böylece notalarla, hakiki ve samimi muhalefet dersi vermesiyle de farklı bir yerde durmaktadır.

Bu özelliğiyle onu, Kemençenin Ordinaryüsü olarak bilinen Osman Gökçe’yle ortak paydada buluşturmak mümkündür. Zira Gökçe de enstrümanına odaklananlara, bürokrasiyle yüzgöz olmayan bir hayatın ipuçlarını vermiştir.

Kandıralı, klarinetine meftun olanlara, bir enstrümanın serseri bir ruha nasıl sahip olabileceğini hatırlatması bakımından da çizgiler ve kategoriler ötesinde durmakta, bu özelliğiyle de Gökçe’yi çağrıştırmaktadır.

Mihail Bahtin’leözdeşleşen  Karnaval, Heteroglossiave Diyalojikavramlarını,klarinetine, sözü edilen teorisyenden ve kavramlarından haberdar olmadan nakış nakış işleyen Kandıralı, enstrümandan ses çıkarmak kadar teoriyi hatmetmenin de yetmeyeceğini idrak etmesi ve ettirmesiyle de özel ve orijinal bir yerde durmaktadır.

Klarinetinden;  festivalin yapaylığını değil, karnavalın zenginliğini devşirerek ve onun; çok dilliliğin, kimlikliliğin  ve kültürlülüğün temsilcisi olduğunu belgeleyerek Bahtin’le ve yine Gökçe’yle buluşan; Kandıra’nın sadece Türkiye’de değil, dünyada yer aldığının farkında olan; Feidman dışında; Caz trompetçiliği, kompozitör ve orkestra şefliğine şapka çıkarılan Miles Davis’le aynı yörüngede ilerleyen Kandıralı, enternasyonal perspektif geliştirme derdiyle yanıp tutuşanların mihmandarıdır.Böyle bir özelliğe sahip olduğu için, kapitalizmin rahminden düşen; global, küresel ve evrensel düşüncelere repertuarında yer vermemiştir.

Soyadını,melankoliyi, tanburuna ve bestelerine nüfuz ettiren Selahaddin Pınar’dan alan; klarinetiyle bağ kurabilme kabiliyetinde olanları müzikler arasında gerçekleştirdiği, molasız seyahatlere çıkaran Mustafa Kandıralı; Selim Sesler, Türkan Kandıralı, Hüsnü Şenlendirici, Serkan Çağrı, Göksun Çavdar gibi enstrümanistlerin ilham kaynağıdır.

27 Aralık 2020’de vefat eden Kandıralı’nın ruhuna azap çektirmek istemeyenlerin öncelikle klarinete klarnet dememeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Aksi halde, dinleyeni duygu seline kaptıran bu enstrüman, ona hitap etme kültüründen geçen ustasının hatırasına saygıda kusur edenlerden hesap sormakta gecikmeyecektir.

 

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?