Mehmet YILMAZ
Mehmet YILMAZ
mehmetyilmaz@kentgazetesi.com
Hayal Kırıklığı ve Camide Siyaset!
  • 0
  • 31 Mayıs 2020 Pazar
  • +
  • -

 

Geçtiğimiz Perşembe günü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası yapacağı açıklamalar herkesi ilgilendiriyordu. Ancak bir grup, daha fazla heyecanlıydı. Adeta ekrana kilitlenip, bir müjde bekleyerek, söylenen her sözü dikkatle dinlediler.  

Açıklama bittiğinde, beklentiler yerini hayal kırıklığına bırakmıştı. Yaklaşık 2,5 aydan beri eve kapatılan 65 yaş üstü vatandaşlar için, Pazar günleri 14:00-20:00 saatleri arası istisna olmak kaydıyla, sokağa çıkma kısıtlamasının devam edeceği açıklanmıştı.

65 yaş ve üzeri vatandaşlardan işletme sahibi, esnaf, tüccar, sanayici, serbest meslek sahipleri ile çalışanlardan aktif sigortalılıklarını gösteren SGK hizmet belgesi, vergi kaydı, şirket yetki belgesi, oda ve birlik kimliğinden biriyle belgeleyenler maske, mesafe, temizlik şartıyla sokağa çıkma yasağından muaf tutulacağı açıklandı.

Cumhurbaşkanı açıklamada, “sokağa çıkma kısıtlaması getirilen yaklaşık 8 milyon, 65 yaş üstü vatandaşımız ile 25 milyondan fazla 20 yaş altı gencimizin her türlü ihtiyaçları Vefa Sosyal Destek Grupları tarafından karşılandı” dedi. Bugüne kadar Vefa Sosyal Destek Gruplarının 6 milyon 240 binin üzerinde talebe cevap verdiğini söylendi.  İlk bakışta ihtiyaçların giderilmesine yetmiş gibi görünen bu rakam aslında yetersiz kaldı. 2,5 ay süren sokağa çıkma kısıtlaması sırasında 33 milyon insanın karşılanan talebi 6 milyon 240 bin. Bu konuda taleplerine cevap alamayan insanların sayısı azımsanmayacak kadar fazlaydı.

İçişleri bakanlığı genelgesiyle, 65 yaş ve üzeri vatandaşların “Seyahat İzin Belgesi” taleplerini, 21 Mayıs Perşembe günü saat 09.00’dan itibaren elektronik ortamda yapabilecekleri belirtilmişti. Tek yön geçerli olacak izin belgeleri, en az 30 gün süreyle gittikleri yerde kalmalarını gerektiriyordu. “65 yaş ve üzeri vatandaşlarımıza seyahatlerinde refakat eden kişiler 72 saat içinde geri dönebilecekler” deniyordu. Bu açıklama refakatçi olmadan seyahat edilemeyeceği algısına yol açmış olmalı ki konuştuğum bir arkadaşım, “onur kırıcı, aşağılayıcı bir karar” demişti. Yaşadıkları şehir dışında bulunanlar kendi evlerine geldiklerinde 30 gün kalmaları gerektiği için, yazlık evlerine veya memleketlerine gidemeyecek olmaları büyük sıkıntı.

Bayram günü sokağa çıkan bir büyüğümüz, “inanın hiç mübalağam yok, sokağa çıktığımda yürümeyi, alışveriş yapmayı unutmuş, çevreden korkar bir insan olmuşum. 75 yaşındayım, bu yaşa kadar toplasam evde bu kadar durmadım. Ne zaman normale dönerim, belki de hiç dönmem mi bilmiyorum” diyor. Bir başka büyüğümüz de, “temelli gözden çıkarılan, 65 yaş üstüne reva görülen bu aşağılanmayı da kamuoyuna duyurmayı isteriz” diyor. Bayramda sokağa çıkanların büyük çoğunluğu kısa sürede evlerine dönmüşlerdi. İhtiyaçlarının yanı sıra, uzun süre hareketsiz kaldıkları için çabuk yoruldular.

65 yaş üzeri insanların büyük çoğunluğunda en az bir ve daha fazla kronik rahatsızlığı olduğu dikkate alındığında, eve kapatılmanın, hareketsiz kalmanın beden ve ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri anlaşılır sanırım. Yaşlanmaya bağlı hastalıkların başında kalp-damar hastalıkları, diyabet, kanser, prostat, solunum sistemi hastalıkları, karaciğer yağlanması, kas-kemik hastalıkları gelmektedir.

 

 

Stresten uzak durmak, düzenli egzersiz ve yürümenin, kalp-damar hastalıklarına, felce, diyabete ve daha birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Uzun süren hareketsiz kalmak da kaslarımızın zayıflamasına yol açmaktadır. Fiziksel aktivitenin beden sağlığı kadar ruh sağlığı üzerinde de olumlu etkisinin olduğu bilindiğine göre, eve kapatılan bu insanların beden ve ruh sağlığını nasıl koruyacağız? Bir beladan kaçarken başka bir belanın kucağına atmış olmayalım yaş almışlarımızı.

 

Yaşlılarımız toplumun hafızası, kültürümüzün geçmişten geleceğe taşıyıcıları diyorsak eğer, fazla geç kalmadan onları rahatlatacak bir çözüm bulmamız gerekir diye düşünüyorum.

 

“Camiler Sizin Parti Binalarınız Mı?”

COVİD-19 salgını dolayısıyla, camiler kapatılmış, “Protokol Cuma Namazı” sonrası camilerde namaz kılınmamıştı. Cuma namazıyla camiler yeniden toplu ibadete açıldı. Açıldı açılmasına da daha ilk günde skandal bir olayla açıldı. Mihraplı Camii’nde AK Parti Milletvekilleri Hakan Çavuşoğlu ve Refik Özen’e Protokol uygulaması yapılıp, Camii imamı tarafından Cuma’nın farzı biter bitmez isimlerinin anons edilmesi Cuman namazına damga vurmuştur.

Olaya ilk tepki İYİ Parti İl Başkan Adayı Selçuk Türkoğlu’ndan geldi. Türkoğlu, “camiler sizin parti binalarınız mı? Camiler müminlerin huzur buldukları mekanlardır. Ancak son zamanlarda özellikle iktidarın payandalığına soyunan, din adamı olması gereken, ama bir türlü muktedir yalakalığından vazgeçemeyen kişilerin işgüzarlıkları neticesinde, inananlar artık huzur mekânları olan ibadethanelerin siyaset propaganda arenasına çevrilmesinden nefret duygusuna dönüşüm yaşamaya başlamıştır.

Muaviye’nin emriyle Emeviler döneminde cami kürsülerinden her cuma hutbesinde Hz. Peygamberin ehlibeytine ve Hz. Ali’ye küfredilme geleneği şimdilerde AKP ye muhalif olanlara ayniyle tatbik edilmeye başladığını görmekteyiz.

Sorsanız Hanefi mezhebinden olduğunu söyleyecek olan kişilerin, bu mezhebin kurucu imamı olan İmam- ı Azam Ebu Hanife’nin,  ‘Sultanın sofrasına oturan alimin fetvasına itibar edilmez.’ Sözünün bu kişiler nezdinde hiçbir karşılığı olmadığı ortadadır.

Yeter artık insanları bari camilerde rahat bırakın”  sözleriyle, tepkisini dile getirdi.

***

Bir tepki de dün İYİ Parti Bursa İl Başkanı Dr. Yahya Bahadır’dan geldi. Bahadır yaptığı yazılı açıklamada; “AK Parti iktidarıyla birlikte milli birlik ve beraberliğimizi temsil eden devletimizin bütün kurumları ile birlikte camilerimiz de maalesef siyaset sofrasına alet oldu ve olmaya da devam ediyor. Mevcut iktidarın kutuplaştırma çalışmaları yetmiyormuş gibi şimdide kutsal mekânlarımız da bu hastalığın merkezine çekilmek istenmektedir”

Dinimiz İslâm’ın sembolü olan camiler, müminlerin bir araya geldikleri, huzur ve güven buldukları, şefkat ve merhamet duygularını yaşadıkları, Allaha en yakın oldukları, kutsal mekânlardır.

Camileri siyasetin merkezi, din görevlilerini iktidarın sözcüsü yapmak millete ihanettir” dedi.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?