Muharrem Demir
Muharrem Demir
muharremdemir@kentgazetesi.com
Dil kılıçtan keskin mi?
  • 0
  • 13 Ocak 2021 Çarşamba
  • +
  • -

 

Siyasette son zamanlarda ne seviye kaldı ne üslup. Nezaket ayaklar altında. Saygı yerlerde sürünüyor. Siyasi parti genel başkanları da dâhil olmak üzere siyasetle iştigal eden kim varsa nefret tohumu ekmeye başladılar. Bu ara sıkça okuduğum, keşke bütün siyasiler de okusa dediğim 1956 basımlı “Tarih ve Hayat” dergisini karıştırırken siyaset dilinin ne kadar mühim olduğunu idrak ettirecek bir olayla karşılaştım.

Timur, namıdiğer Timurlenk,  Yıldırım Beyazıt’a bir mektup yazar: “Ey Diyar-ı Rum’da Melik olan Yıldırım Beyazıt!”diye başlayan mektupta “Ben bir muzaffer bir sultanım kılıcımdan kaçan Kara Yusuf ve Sultan Ahmet’i muhafaza etme. Bunlar kâfirdir, firavundur. Eğer kendi itibarını zedelemek istemiyorsan onları ülkene kabul etme. Onlar nereye giderlerse tehlike ve felaketi oraya götürürler. Onları yurdunuza almayınız ve bu emrime de muhalefet etmeyiniz, kahrım sizin üzerinize olur. Hele kavgayı hiç göze alma vesselam!”

Yıldırım, bu mektuba son derece kızıp “Timur denilen lenk (topal), kudurmuş köpek!” diye başlayan bir mektup yazar ve devamında der ki:“Ey uğursuz sözlerinle beni korkutacağını mı sanıyorsun; beni Acem ve Tatar kabileleriyle karıştırma, ordumuzun nizamını bilirsin savaş bizim sanatımız. Bu mektubu aldıktan sonra savaş meydanına gelmezsen karıların (talakıselaseyle) boş olsun eğerben de senden kaçarsam karılarım boş olsun. Allah’ın laneti sana ve sana itaat edenlere olsun.” der.

Bu durum bazı Osmanlı tarihçileri tarafından şöyle yorumlanır:“Yıldırım Beyazıt iyi bir komutan ve cesur bir padişah olduğu kadar siyasetçi ve kurnaz birisi olsaydı, öfkesi basiretinin önüne geçmeseydi tarihin seyrini tamamen değiştirir; Türkler, Avrupa’yı baştan başa alırlardı.”

Yıldırım, Timur’a, “Şahsi davanız bir tarafa bırakın, sizin gibi muzaffer bir Sultan’la benim gibi yenilmez biri, Hristiyan âlemine, haçlıların üzerine gidelim.İnsan, dünyanın en büyük sultanı da olsa fanidir; devletimizin bekası için hırslarımızdan vazgeçip hayatımızı İslam’a ve milletimize bağışlayalım.”tarzında bir mektup veya cevap verseydi Timur’un Osmanlıyı yıkıp Anadolu’yu parçalayacak şekilde sonucu yıkım olan bir savaş yaşanmayacaktı.

İkna kabiliyeti, konuşma sanatı, ileri görüşlülüğü, öfkesini yenebilen bir insan olması sayesinde milletini en güç durumlardan çıkarmış, savaşlar kazanmış nice devlet adamları vardır. Buna karşılık konuşma ve yazma kabiliyetinin eksikliği yüzünden milletini çıkmaza sokanlar da.

Bugün siyasi otoriteye başkaldırıp yok saymaya çalışan bir muhalefet ve siyasilerin nezaket kurallarını hiçe saydıkları bir ortamda düşmanlarımızı güldürmek garabet örneği teşkil etmektedir. Hz Peygamber, konuşmanın hayati önemini belirterek “Ne mutlu o kimseye ki diline sahip olup lüzumsuz sözlerden sakınır.”

Şurası bir gerçek ki dinlemesini bilmek, karşındakinin hâletiruhiyesini idrak ederek konuşmak başlı başına bir meziyettir. Konuşma ve yazma sanatı; dinlemek, düşünce süzgecinden geçirmek, hırsa kapılmamak, büyük çıkarları küçük çıkarlara tercih etmek suretiyle kıymet kazanır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?