Osman Yiğitoğlu
Osman Yiğitoğlu
osmanyigitoglu@kentgazetesi.com
Dünyanın En uzun süreli filmi
  • 0
  • 08 Ocak 2021 Cuma
  • +
  • -

 

Sinema kimine göre insanlara anlatmak istediğinin anlatıldığı bir dünya kimine göre ruha hitap eden kişiyi farklı dünyalara götüren bir araç kimine göre de hayatı ve kişiyi yansıtan bir ayna. Tanımları çoğaltabiliriz. Ne derseniz deyin hangisini seçerseniz seçin sinema ile insanlara vermek istediğinizi verirsiniz. Pek çok yapımcı yönetmen yaptıkları filmler ile niyetlerini belli etmiştir. Etmeye de devam edecekler.

Dünyanın en uzun filmi aslında, Ambiance filmi gündeme gelene kadar; 10 günlük (240 saat) uzunluğu ile Modern Times Forever filmiydi. Ambiance filmi ise 720 saatlik süresiyle, yani 30 gün; Modern Times Forever filmini tahtından indirmeyi başardı.

Ne anlatıyor?

Ambiyans, YönetmenAndersWeberg’in yıllarca biriktirdiği tecrübelerini seyirciye sunduğu bir çalışma olacakmış. “Zaman, uzun dönemler boyunca din, felsefe ve bilim alanında büyük bir araştırma konusu olmuştur, bu insanların kontrol edemeyeceği bir şeydir. Zamana sahip olmasak da onunla mutlaka bir ilişkimiz vardır.” diyen yönetmen kendisinin de zaman kavramına karşı ilgili olduğunu belirtiyor. Filmin ana karakterinin de Zaman olduğunu ekliyor.

Kendi içinde çelişen cümlelerle dolu bu açıklamasında insanların zamanını bu tarz bir şeyle doldurmasının nedenini anlatmamış tabi. Film 720 saat. İlk fragmanı 7 saat 20 dakika ikinci fragmanı 72 saat. Yedi ile bize ne atlatmak istemiş. Keşke ondan bahsetseymiş. Tabi neden bahsettiğini filmin hikâyesini bilirsek anlayabiliriz.

Film, IngmarBergman’ınTheSeventhSeal (7. mühür) adlı kült eserinden esinlenilmiş. 7 saat 20 dakikalık fragmanı eğer tahammül edip izleyebilirseniz; sanatsal olarak yaşam, arayış, güç, ölüm, kaçış, istirahat ve aşk hakkındaki sahneler ile varoluşun rastlantısal ve absürd bir biçimde iki performans sanatçısı tarafından (cinsiyetsiz daha doğrusu tek tipli cinsiyet şeklinde) yorumlandığını görebiliriz deriz.

Bende aynı cümleleri söylemek isterdim ama alakası yok. Saçma, insan aklıyla dalga geçen, semboller ve inanışa aykırı yorumlamalar ile dolu tamamen zaman kaybı ve dünya sinemasında bir şeyle anılmak için çekilmiş bir film (!) olduğunu düşünüyorum. Bergmanın Yedinci mühür filmini bilenler orda bile anlatılmak istenen bir konunun olduğunu bilir.  Sinema da en sevmediğim şeybirilerinin hayal dünyasında bizlere gerçekmiş gibi gösterdiği şeyleriizletirken ona inanmamızı beklemeleri ve bunların mutlak doğru diye bize dayatılmasıdır. Sen hayal dünyanı göster isteyen doğru görsün istemeyen görmesin. Amaç da zaten tam olarak bu değil mi? Hayallerinin yansımasını film ile bize gösterilmesi. Dayatılması değil.

Filmin süresinden müziğine kadar özenle (!) seçilmiş. Verilmek istenen mesaj alt metinde ve görselle veriliyor. İşlenen konu esinlendiği filmde de geçen hayat ve ölümün savaşı aslında. Ölümü kandıracağını zanneden ve yaşamı, inancı sorgulayan bir yaklaşım belirlenmiş. Fragman üzerine konuşursakbeş dakikada çekilebilecek bir şeyi saatlerce sürdürmüşler. Filmde bolca sembolik temalar ve 25. kare kullanılmış. Fragman da dikkat çeken en önemli şeyde müzik. Filmin zaman ve mekân kavramını ortadan kaldırmak için siyah beyaz yapılmış olmasının yanı sıra kullanılan müziğin hiç konuşma olmadan sürekli cızırtılı melodi kullanması müzik ile beynimizi etkileyen ı-doser tekniği kullanması hissi verdi bana.

I-doser cızırtı tarzında seslerdir ve kulaklık ile dinlendiğinde beyne ses dalgalarıyla komut verir. Bin bir çeşit ı-doser dozu vardır ve bu dozları birçok insan kullanır. Uyumak için, uyuşturucu almış gibi hissetmek için, mutlu olmak için kullanılan bir teknik. Kısaca müzik ile telkin de denebilir. Pek çok kişi bunun işe yaradığını söylüyor. Ben insanları manipüle ve yönlendirme için kullanabileceklerini düşünenlerdenim. İnançlı bireylere de asla tavsiye etmem. Yaratıcının önerileri dışında bir şeyde mutluluk aramak bana oldum olası saçma gelir.

Filmde cinsiyetsiz iki kişiyi yansıtmaya çalışması yedi sembolünü kullanması ayrı bir hassasiyet.Filmin neden 7 ile bağlantılı ve 720 saat olduğu sorulunca Weberg, 7 sayısının tarih, din ve mitoloji alanlarında öneminden bahsediyor. 7 sayısının gizemli olduğu düşünülüyor. Buna ilişkin örnekler de mevcut; yaşamın bütünlüğü ve mükemmelliği yedi sayısı ile sembolize edilmektedir. Gökkuşağının yedi renkli olması, haftanın yedi gün olması ve yedi ölümcül günah gibi örnekler var ve bu örnekler çoğaltılabilir. Weberg bu gibi şeyler üzerine düşünmeye başladığını ve yedi sayısını kullandığını söylüyor. Fakat yönetmene göre en önemli sebep filmin 30 gün olacak olması. Niye acaba? Çünkü dünya da ses getirmiş oldu. Filmle ilgilenmeyenlerin bile dikkatini çekmiş oldu. Yoksa kim tanıyacaktı İsveç’te rutin bir hayatı olan bu yönetmeni.

Yönetmen Weberg, film gösterildikten sonra bütün kopyalarının imha edileceğini söylüyor. Daha önce de böyle çalışmalar yapan Weberg, içinde yaşadığımız dünyada her şeyin dijital ortama aktarıldığını ve böyle bir sistemde verilerin silinmesinin zor olduğunu da aktarıyor. Filmle geçirdiği zamana gerçek bir son vermek için böyle bir yol tercih etmişmiş.

Bende olsam bu kadar zamanın heba edildiği bu filmi hiç hatırlamak istemem. Asıl hatırlanması gereken bu kadar uzun süreli filmi çeken kişinin o olduğunun hatırlanması. İçeriğinin ve ne anlattığının önemi çok yok demek ki. Yoksa çok önemli gördüğün bir şeyi neden silesin.

Velhasıl bu filmi seyretmezseniz çok şey kaçırmazsınız. Hatta çok şey kazanırsınız. En azından kazandığınız ve harcamadığınız bir 720 saatiniz olacak.

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?