Türkan GENÇ
Türkan GENÇ
turkangenc@kentgazetesi.com
Sözde değil gönülden reform şart
  • 0
  • 15 Aralık 2019 Pazar
  • +
  • -

 

 

Ekonomik darboğaz ülke insanının belini iyice büktü, omuzlarını çökertti. Bu gidişat nereye diye soruluyor. Gezdiğimiz, dolaştığımız yerlerde, çarşı pazarda vatandaşın sessiz çığlıkları kulaklarımızda yankılanıyor.

Ekmek aslanın midesinde. Borçsuz yaşayan kalmadı adeta. İcra dosyaları adliye binalarına sığmaz oldu. İşini, evini, arabasını kaybeden, çözümsüzlük nedeniyle hayattan soğuyor.

Mutlu olmak bir kenara, normal düşünebilen insan sayısı giderek azalmakta. Kavgalar, bunalımlar, intiharlar, cinayetler artıyor. Adaleti mumla ara ki bulasın. Tünelin sonunda ışığı gören henüz yok.

Her köşe başında karşımıza bir dram çıkıyor. Toplum psikolojisi yerle bir oldu. Antidepresan kullanımı had safhada. Bu sorunlara acil çözüm bulmak şart. Milleti anlayacak siyasetçiler bekleniyor. Başka kurtuluş yok gibi görünüyor.

Uzun yıllar dünyanın birçok ülkesinde bulunmuş, gezmiş, değişik toplumları yakından tanıma fırsatı bulmuş olan arkadaşım Kent Gözlemcisi, Gezgin, Denizci Levent Andiç ile Bursa turu yapmış, kendisinin gözlem ve önerilerini bu köşede aktarmıştım.

Seri yazılarla okurlarla buluştuk. Kent merkezinden Uludağ’a, İznik’ten Gölyazı’ya, Mudanya ve Tirilye’den Cumalıkızık’a ve daha pek çok yere kadar, Bursa kazan biz kepçe dolaştık.

Levent’in gözlemleri ve bakış açısı sadece turizme yönelik olmadı. Gündeme ve siyasete dair de çeşitli görüşlerini, farklı yazılarımda aktardım. Değişik ülkelerden verdiği yönetici, siyasetçi ve toplumsal örnekler çok ilgi çekici ve yerindeydi.

Gelişmiş ülkelerdeki siyasilerin mütevazı yaşamları, insana verilen değeri anlatırken, hayranlıkla dinlemiştim. Bu ülkelerdeki yaşam koşulları, bizimle karşılaştırıldığında birçok alanda aradaki bariz fark dikkat çekiyor. İnsanlar oralarda mutlu mesut yaşarken, bizde horoz dövüşüyle birlikte sosyal ve ekonomik ortam daha zorlaşıyor.

Gelişmiş toplum bireyleri, devletin sağladığı maddi destekle, tatillerini nerede geçireceklerini planlıyor, bizde ise simitten yumurta hesabına geçtik! Vatandaş kirayı, elektriği, suyu, doğalgazı nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor.

Levent Andiç’in dikkat çektiği en önemli noktalardan biri, siyasilerin adanmışlıkları arasındaki kıyaslama idi. Bunu ”Belediyecilik işi, gönül işi”, ”Memleket işi, gönül işi” diyerek ortaya koydu. Bu cümlelerin sahibi olarak, siyasilere ilham kaynağı oldu, siyasette slogan haline geldi. Gerçekten adanmışlık olsaydı bu halde olur muyduk acaba.

Kendisi tarih ve turizm yazılarımızda da güzel öneriler sıralamıştı. Örneğin, devasa boyutlarda Hacivat Karagöz heykelinin Bursa’ya yapılması, tarihi hanların otele çevrilmesi gibi, koza şeklinde otel fikri, kentimizi turizm açısından dünyaya tanıtabilecek orijinal önerileriydi. Eğlence için konulan dinozor heykellerinden çok ayrı bir vizyonel bakış sundu esasında.

Samsun için de bir önerisi olmuştu, ayakları suyun içinde kalacak şekilde denizin içinden çıkan, mavi gözleriyle eşsiz güzel sahilleri aydınlatacak mega boyuttta bir Atatürk heykeli, yanında da otel şeklinde yapılmış Bandırma vapuru. ”Bu bizim Ata’ya borcumuzdu. Minnetimizi böyle gösterebiliriz” diyerek düşüncesini belirtti.

Dileriz ki, bu önerileri yetkililer ve ilgililer tarafından dikkate alınır. Demek istenilen, vizyonumuzu biraz daha geniş tutmamızın gerektiği. Bursa’nın turizmine katkı sağlayacaksak, insanlara yeni bir şeyler vermek şart.

Levent’in de vurguladığı üzere, yenilik arayışı var dünyada. Artık bilinen turizm merkezleri değişiyor. Eyfel kulesi eskimeye başladı. Dün Hindistan’a kimse gitmezken, son yıllarda bu ülkeye romantizm ve festival turları düzenleniyor. Bilindiği gibi, daha dün romantizmin merkezi Paris’ti, Venedik’ti. Doğuya doğru bir ilgi ve akım var. İyi ve doğru değerlendirirsek, ülke olarak da Bursa olarak da bundan payımızı rahatlıkla alabiliriz.

Velhasıl, tarihten turizme, yöneticiden siyasetçiye, toplumsal yaşamdan iş dünyasına, üretmekten tüketmeye kadar birçok alanda yenilenmemiz, reform yapmamız gerekmekte. Bunu da sadece çalışıyor gözükmek için sözde değil, gönülden, samimiyetle yapmalıyız. Aksi halde yerimizde sayar, bir arpa boyu yol alamayız. Yerinde saymak tükenmektir. İnsanı da tüketir.

Kocaman bir ülkeyiz, zengin potansiyele sahip bir şehrimiz var, amma velakin İtalya’nın küçük bir köyünde üretilen dünyaya mal olmuş marka bir otomobil kadar katma değeri yüksek bir ürün çıkaramıyoruz. Bebek bezinden, temel ihtiyaçlardan fazla fazla vergi alıyoruz. Hayatı kendimize zorlaştırıyoruz. Tükettiğimiz ürettiğimizi karşılamıyor. Her alanda mağduriyet söz konusu. Bütün bunların hepsi bir bütün.

Şehirlerimize de insanımıza değer vermek adına, zorlukları aşmak için birazcık iyi niyet ve çaba yeterli.

 

***

İnsan insana lazımdır

 

Bir kahvenin tadını, bir insan sesi değistirebilir.

Berbat bir günü, bir insan yüzü güzelleştirebilir.

Acı bir haberi, bir insan sözü hafifletebilir.

Mutlu bir anı, bir insan daha mutlu yapabilir.

İnsan insana lazımdır.

Ama insan insana!..

 

***

Günün Sözü

 

”Nasıl da unutmuşum.

Kötülüğün takdir edildiği,

iyiliğin tehlikeli bir aptallık

sayıldığı bir dünyada yaşıyorum.”

 

W. Sheakspeare

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?