Av. Veysel Tayyar
Av. Veysel Tayyar
veyseltayyar@kentgazetesi.com
İstifa Edenin “Nafaka” Hakkı
  • 0
  • 04 Aralık 2019 Çarşamba
  • +
  • -

Nafaka, Arapça kökenli bir kelime olup yemek, içmek, geçinmek için gerekli olan şeylerin tümü anlamına gelir. Hukukta ise bir kimsenin geçindirmekle, bakıp gözetmekle yükümlü bulunduğu kimseye ya da kimselere, mahkeme kararıyla verdiği aylık için nafaka terimi kullanılır.
Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, diğer eşten daha fazla kusurlu olmamak kaydı ile yoksulluk nafakası isteyebilir. Kanun hükmünden anlaşılacağı üzere eşlerden biri boşanma sonrası yoksulluğa düşecek ise diğer eş tarafından kendisine nafaka ödenmesini mahkemeden talep edebilecektir. Mahkeme, talep eden tarafın hiç kusurunun olmadığını, diğer eşten daha az kusurlu olduğunu yahut tarafların kusurlarının eşit oranda olduğunu tespit ettiği takdirde yoksulluğa düşen eş lehine nafakaya hükmedebilecektir.
Kanunun bu hükmünü uygulatıp nafaka alabilmek için bazen eşlerden biri sigortalı olduğu işinden ayrılmakta, boşanma sonrası yoksulluğa düşeceği hususunda mahkeme nezdinde olumlu kanaat uyandırmaktadır. Hal böyle olunca diğer eş uzun yıllar hatta belki bir ömür boyunca nafaka ödemek zorunda kalmaktadır.
Kendini işsiz bırakıp nafaka almaya hak kazanan eş yaşamının geri kalanında da sigortasız çalışarak nafakanın kesilmesini önleyip iki gelir birden elde etmiş olmaktadır. Böylelikle yoksulluğa düşme şartını sağlamaksızın diğer eşten yıllar boyu nafaka almaktadır.
Böyle bir durumda haktan hakkaniyetten söz etmek mümkün değildir. Devletin “ekmek parası” olarak nitelendirdiği nafaka müessesesi maalesef böyle kötü emellere alet edilebilmektedir.
Neyse ki Yargıtay duruma el atma gereği duymuş ve 2019 tarihli emsal teşkil eden içtihatıyla bu konuyu açıklığa kavuşturmuştur.
“… mahkemece davalı tarafa cevap dilekçesini sunmak üzere 2 haftalık ek süre verildiği, bunun üzerine davalı vekilinin 30.01.2015 tarihinde süresinde cevap dilekçesini sunduğuanlaşılmaktadır. Buna göre davalı erkek de vakıa ileri sürme ve delil sunma hakkına sahip olduğu gibi mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen olaylara göre tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü ve davacı kadının tazminat taleplerinin reddinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.  Ne var ki bu husus ilk inceleme sarasında gözden kaçırılarak hükmün bozulmasına karar verildiğinden, davalı erkeğin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 18.04.2018 tarih, 2016/15634 esas ve 2018/5203 karar sayılı bozma ilamının kusur belirlemesi ve davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkin 2. ve 3. bentlerinin kaldırılmasına, mahkeme kararının gösterilen sebeple kusur belirlemesi ve davacı kadının tazminat taleplerinin reddi yönlerinden de onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı kadın, dava dilekçesinde bankada çalıştığını, cevaba cevap dilekçesinde ise çalışmakta olduğu işi bıraktığını beyan etmiştir. Dosya içindeki davacı kadının çalıştığı bankadan gönderilen ihbarnamede davacı kadının 19.11.2014 tarihinde işten ayrıldığı bildirilmiş, dinlenen tanıklar da davacı kadının iş akdinin feshedileceğini düşünerek kendisinin istifa ettiğini beyan etmişlerdir. İşinden kendi isteği ile ayrılan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. O halde, davacı kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından davalı erkeğin yoksulluk nafakasına yönelik karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 18.04.2018 tarih, 2016/15634 esas ve 2018/5203 karar sayılı yoksulluk nafakasına yönelik kısmen onama ilamının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan sebeple hükmün yoksulluk nafakası yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”

Görüldüğü üzere tarafın kendi rızası ile işten ayrıldığının ispatlanması halinde artık diğer eşin yoksulluk nafakası ödemesine gerek kalmayacak.

Daha adil bir Türkiye dileklerimle.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?