Yavuz KOCA
Yavuz KOCA
kocayavuz16@gmail.com
KAŞIMAKTAN ZEVK ALAN KORKAKLAR
  • 1
  • 03 Haziran 2020 Çarşamba
  • +
  • -

 

Sene 1980, Üniversite son sınıftayım. Türkiye’nin meşhur kabadayılarından İnci Baba Erzurum’a gelmişti ve doğunun en lüks oteli Oral’da kalıyordu. Resepsiyonda, yakın adamının küçük bir kazığına tesadüfen şahit olduğumda “bu adam bir gün bunlardan büyük bir darbe yer ya, hadi bakalım” demiştim. 13 yıl sonra, 1993’te yakın koruması tarafından öldürüldü.

İnancıma göre, mafyatik bir örnekte de olsa emanete hıyanetin de en onulmaz yara olan vatana ihanetin de büyüğü küçüğü olmaz.

Ki Türk tarihi hıyanetin ve ihanetin en babalarıyla doludur ama şükür ayaktayız…

Boş meydan bulduğunda kahramanlık taslayanlar, sözün sözümdür dediği arkadaşını satanlar, gölgesinde hiçlikten adamlığa çıktığı liderine kazık atanlar, ekmeğini yediği devletine ihanet edenler, rahata erdiğinde ekalliyetini hatırlayıp Türk’e sövenler, bölücü lidere verdiği gülü unutanlar, Türk düşmanlığını sanki Osmanlı Türk değilmiş gibi Osmanlı torunu sosuyla perdeleyenler, Atatürk’ün arkasına saklanıp Osmanlı’ya sövenler, karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşanlar…

Gerek normal gerekse sosyal medyada kin ekenler inşallah fırtına biçeceklerini hatırlarlar. Aslında sistemli ve sistematik artmaya başlayan algı operasyonlarına hukukun adaletle dur demesi gerekir.

Toplum geriliyor. Osmanlı, Cumhuriyet, yumuşak karnımız sanılan mezhepçilik ve ayrılıkçılık derken olaylar saptırılıyor.

Ankara’da bir doğulu genç bıçaklanarak öldürülüyor. Hemen bir furya, Kürtçe şarkı dinlediği için öldürüldü. Babası açıklama yapıyor, “ezan okunurken yüksek sesle müzik dinleyenlere, müziğin sesini keser misiniz dediklerinde, İslam’ı sizden mi öğreneceğiz diyenler tarafından öldürüldü.” Anlamlı ve metanet dolu açıklaması için babayı kutluyor, başsağlığı diliyorum.

Adam tarih profesörü, Cumhuriyet düşmanlığını perçinlemek için, “Lozan’da bizden 64 devlet çıktı” diyebiliyor. Malum, Lozan Antlaşması 23 Temmuz 1923’te imzalandı. 1920’ye kadar bütün ülkeler Osmanlı’dan fiilen ayrılmıştı, Mısır ve Sudan hariç.

Adam tarih doçenti, Atatürk’ü yereceğim, Sultan Abdülhamit’i öveceğim diye tek konuşmacı olduğu, müdahale edenin bulunmadığı konferansta salladıkça sallıyor. Yahu kardeşim mecbur musun illa kıyas yapmaya? Sultan Abdülhamit de bizimdir, Atatürk de bizimdir dersen ne kaybedersin? Osmanlı padişahları da Türk’tür desen, tarihle cebelleşmeyi bıraksan, kardeşlik tohumları eksen ne olur? Abdülhamit tahta Atatürk doğmadan 5 yıl önce 1876’da çıkmıştı, tahtan 1909’da indirildiğinde Atatürk Osmanlı’da 28 yaşında kurmay yüzbaşıydı desen…

Başkaca adamlar, Osmanlı padişahlarından anası Türk olan parmakla gösterilecek kadar azdır diyor. Ne yapalım yani geriye dönüp öte alemde boşanma davaları mı açılsın? Günahıyla sevabıyla, M.Ö. kurulan Asya Hun İmparatorluğundan başlayarak bugüne kadar bir tarih yaşanmış ve bugün Türkiye Cumhuriyeti olarak ayaktayız demek varken…

Televizyon dizilerinde tarih dersi aldı başını gidiyor. Dizi danışmanları, yazarlar, çizerler. Padişaha büyükelçi tokatlatma sahnesi. İnşallah diplomatik koridor havasını teneffüs etmeden büyükelçi yapılanlar bu sahneden aldığı cesaretle(!) büyükelçi tavrı geliştirmezler.

Peki bu tarihçiler gerçekleri bilmez mi? Elbette bilir. Nasılsa karşısında öylesi bir olay tarihte yaşanmadı bile diyecek kimse yok, dilin kemiği de yok, söyle gitsin. Sonra videolarını sosyal medyada paylaş, yay, kaç kişi kanarsa…

Öte yanda bazı cüretkarlar başka nifak tohumları ekiyor.

Bir kadın, televizyonda söylediği ”cebimde listem hazır. Ailemiz en az 50 kişiyi götürür” sözleri sonrası mahkemede, “…benim herhangi bir listem olmadığı gibi insanlara zarar verebileceğim herhangi bir silahım da yoktur…” diyor. Önce tehdit, sonra…

Bir adam, sosyal medyadan Atatürk’e hakaret gerekçesiyle hâkim karşısına çıktığında “…Atatürk’e hakaret edene kadar bana küfür edin, daha iyidir, kabulümdür. Mustafa Kemal’e küfür veya hakaret etmek, Müslüman’ın öncelikle kendi davasına ihanetidir” diyor. Önce hakaret, sonra…

Kaşımaktan zevk alan korkaklar, imparatorlukların devamı, mazlumların sığınağı olan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk Milletine verdiğiniz zararı anlayın artık. Hadi inşallah.

Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun, “tarihi kişilikler, özel hayatlarıyla değil tarihteki rolleriyle değerlendirilmelidir” diyerek kaşımaktan fayda ummayanlara…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

  1. Ziya Gökalp diyor ki, ” diride olmazsa ölüye hürmet, çözülür bağları dağılır millet” Tarihini bilmeyen milletleri dilinden, edebiyatından, öz kültür değerlerinden ve ahlakından koparmak kolaydır. Bu durum halkının yabancı kültürlerin etkisinde kalmasını kolaylaştırır. Türk ne yazık ki asırlardır sürekli olarak “kültür emperyalizminin” dişlileri arasında şekilden şekle giriyor, vicdanı Türk vicdanı değil, merhameti Türk merhameti değil, milli ahlakı? Milli dehamız Atatürk, Milli şairimiz M.Akif Ersoy, Milli düşünürümüz Ziya Gökalp, Atsız ve bu düşüncenin insanları. Türk titreyip kendine dönecek ama gücünü bölmemesi lazım. Kuvay-ı Milli ruhu etrafında birleşmek lazım.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?