Z. Seven RAZGIRAT
Z. Seven RAZGIRAT
zseven@kentgazetesi.com
Hayata Yeniden Bakmak
  • 0
  • 27 Temmuz 2020 Pazartesi
  • +
  • -

 

Aslında hepimiz biliyoruz… Kafamız sürekli karanlık ile dolmaya başladığında; bir güzel anıya sahip olabilmek için onlarca kötü anı yaşamak zorunda olduğumuzu düşünmeye başlarız.

İnsanların çektikleri acılarla gelişme gösterdiği, sanatın ve güzelliklerin genellikle acılardan doğduğu göz önüne alındığında aslında acının bizler için çok kıymetli bir olay olduğunu bile düşünebiliriz. “Bu kadar da pozitif bir bakış açısı olabilir mi, o kadar da değil” diyebilirsiniz.

Doğrudur. Öyle zamanlar gelir ki korkunç bir karanlığın içinde hiç umut ışığı bulamadığımız zamanlar yaşarız. Küçücük bir mutluluk için bu kadar ızdırap çekilir mi diye isyan ederiz. Çevremizde sürekli olumlu şeyleri ayıklayan insanlar ya sürekli kendilerini kandırıyorlardır ya da iflah olmaz şekilde romantiktirler. Hatta ve hatta tuzlarının kuru olduğunu ve gerçekten hiçbir acı çekmediklerini bile düşünebiliriz.

Kabul ediyorum. Hayat aslında yaşamak için her zaman çok zor… Hele bir de başkalarının acılarını da kendi acılarımız gibi hissedebilen bir insansak, umut besleyerek hayata tutunmak çok daha zor olacaktır.

Çare hep aynıdır aslında. Tabi ki bu; aklımıza ilk gelecek tavır olan basit bir insan olup hiçbir şey düşünmemek, hiçbir şeye karışmamak değildir. Çünkü acı çekmemek için her türlü acı ihtimalini ortadan kaldırma çabası insanı insan olmaktan çıkarıp bambaşka bir şeye dönüştürme riskini taşır.

Acı duymadan huzur ve mutluluğu tam tarif edemeyeceğimiz gibi, nelerden mutlu olabileceğimizi keşfetmeden acı çekmekten kurtulamayız.

Aslında hayatımızın bir döneminde mutlu olmayı biliyoruz. Gerçekten ne kadar küçük şeylerle mutlu olacağımızı bildiğimiz yegâne dönem çocukluğumuz. Hepimiz çocukluğumuzda küçücük şeylere çığlık çığlığa sevinç gösterirken önce ailemizden başlayarak şekillenen karakterimiz ile tüm o saf mutlu olma özelliğimizi arkamızda bırakarak büyüyoruz.

Ne yazık ki; pek azımız aslında küçük şeylerle en büyük mutluluklarının yaşanacağını fark ederek devam edebiliyoruz. Bardağın dolu tarafı sözü klasik bir sözdür belki, ama bu söz kişinin hayata sımsıkı bağlanıp daha coşkulu devam etmesini sağlar.

Şu bir gerçektir ki; yaşam ile barışık olan bir insanı belirleyen ilk özellik çok başarılı, çok güzel, çok akıllı olması değildir. Yaşam ile barışık olan kişinin ilk özelliği hayata karşı olan tutumudur. Durumlara olumlu bir bakış açısı ile yaklaşan kişinin acılarla boğuşma gücü her zaman çok daha fazla olacaktır. Kafasında büyük oranda olumsuz düşünce ve kanıya sahip olan insanların bu kötü düşüncelerin arasına olumlu ve iyi düşünceleri sokmaya çalışması imkânsız bir hal alacaktır.

Olumlu bakabilme gücü o kadar güçlü bir tutumdur ki; hiçbir şekilde, ufacık da olsa olumlu hiçbir çıkarım yapamayacağımız bir olay ile karşılaştığımızda bile bize “bu olaydan da ders aldım” dedirterek hayata devam etmemizi sağlar…

En karanlık anlarımızda hayata yeniden bakmaya çalışmak bir yol tercihidir.

Yüzümüzü güneşe döndüğümüzde, gölgeler hep arkamızda kalır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?