Z. Seven RAZGIRAT
Z. Seven RAZGIRAT
zseven@kentgazetesi.com
İyilik yap nereye at?
  • 0
  • 08 Haziran 2020 Pazartesi
  • +
  • -

İyilik yapmaktan ne anlıyoruz ya da yaptığımız iyilikleri hatırlıyor muyuz? İyiliğin kelime anlamını hepimizin bildiğine eminim. Ama ben yine de teyit etmek amacıyla çeşitli sözlüklerden iyiliğin kelime karşılıklarına baktım. Birbirleri ile kıyaslamak istedim. Buradan varmak istediğim ise insanların neden iyilik yaptığıydı. Kişinin iyi olma durumu, hiçbir karşılık beklemeden yapılan yardım, yararlı olma yardımcı olma gibi tanımlar sıralanıyor. Tanımların arasında dolaşırken özellikle dikkat ettiğim şey ise karşılıksız iyilik diye bir tanımlama olmasına rağmen hiçbir yerde karşılıklı iyilik sözünün geçmiyor olmasıydı.
Çok tartışması olan bir konu ama ben bu kısa yazıda insanlar neden iyilik yapar ya da yapmaz bunun üzerine fikir paylaşımında bulunmak istiyorum. İyilik yapmak çoğu zaman birçoğumuza oldukça zor geliyor. Çünkü iyilikten anladığımız büyük çabalar göstermek hatta çoğu zaman kendimizden bir şeyler vermek gibi algılanıyor. Oysa iyilik yapmak iyi insan olmaktan kaynaklanır, içimizden gelir ve engellenemez. Hayatın doğal akışında olur biter ve sen geri dönüp baktığında hatırlamazsın bile. Bu; üzgün gördüğün birini dinleyip avutmaktan tutun da bir sokak hayvanının karnını doyurmak, bir tanıdığınızı arayıp hal hatırını sormak, ağaç dallarına sarılmış bir poşeti alıp çöpe atmak ya da bağış yapmak gibi sayılabilecek yüzlerce iyi olma halidir. Ve sizden başkasının da bilmesine gerek yoktur. Olur, biter ve hayat devam eder. Ama devam ederken daha güzel olaylara vesile olarak gider. Çünkü art arda dizilen domino taşları gibidir iyilik. O gün bir iyilikle karşılaşan insan, o iyilik kendisine yapılmamış olsa bile aynı değildir artık. İyilikler birbirine çarpa çarpa devam eder, bulaşıcıdır.
Yaptığımız her iyiliğin ya da uzattığımız yardım elinin hesabını tutmaya başladığımızda ya da yaptığımız iyilikleri duyurma çabasına girdiğimizde ise bu durum iyilik olmaktan çıkıyor. Yazının başında dediğim gibi karşılıklı iyilik diye bir kavram yok. Yaptığımız iyiliklerin karşılıklarını hesaplamaya başladığımız noktada durumun adı çıkar hesabı oluyor. Bu çıkar; bazen yapılan iyilikten duyulan manevi huzur beklentisi, bazen iyiliği yaptığımız kişinin ya da canlının bu iyilikten dolayı bize borçlu ya da minnettar olup bunu hayatı boyunca taşımasını isteme beklentisi ve bazen de yaptığımız iyiliği çevremize duyurarak bundan bir statü beklentisi haline dönüşebiliyor. Kaz beklediğimiz yerden tavuk esirgemiyoruz. Yaptığımız iyiliği sürekli karşımızdaki kişiye belki sözlerle değil ama hareketlerimizle hatırlatarakonu eziyoruz. Ya da yaptığımız iyiliği duyurarak diğer insanların arasında kendimizi farklı bir mertebeye sokma çabasına giriyoruz. Üstelik bazen bunları yaparken yaptığımızın farkında bile olmuyoruz.Bu iyiliğin inanılırlığı da tabi ki kalmıyor.
İyilik yapmanın insanın ruhsal durumuna kattığı olumlu etkiler üzerine yapılmış birçok bilimsel araştırma var. Ben burada onlardan bahsetmeyeceğim.Sadece iyilik yapmanın ve bunu gerçekten bir şey beklemeden öylece içinden gelerek yapıp yoluna devam etmenin insanın kendi ruhuna yaptığı en güzel destekleyicilerden biri olduğunu yazacağım. İyilik yapan kişi aynı zamanda kendi kendisinin umut kaynağı oluyor çünkü… Tabi ki sen iyisin diye herkes iyi olmuyor. Ama sen zaten farkında bile olmadan iyilikler yaptığın için bir önemi de olmuyor. O zaman iyilik yapmamızın sebebinin sadece ve sadece iyiinsan olmak olduğunu söylesek herhalde çok da yanlış bir tanımlama yapmamış oluruz.
Bu noktayı L. V. Beethoven ile bağlamak yerinde olacaktır. Beethoven “Bütün mesele iyi ve büyük görünmek değil, gerçekten iyi ve büyük olmaktır.” demiş ve eklemiş: “İyilik yapabildiği sürece, insan bu dünyadan ayrılamaz diyen bir sözü okumasaydım, şimdi ölmüş olacaktım…”

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?