Z. Seven RAZGIRAT
Z. Seven RAZGIRAT
zseven@kentgazetesi.com
Renk…
  • 0
  • 30 Aralık 2019 Pazartesi
  • +
  • -

Bu sabah ben de herkes gibi saat yedide uyandım. Herkes gibi ilk olarak yüzümü yıkadım. Herkes gibi kahvaltıda bir tane yumurta yanında beyaz peynirle bir dilim ekmek tükettim. Zaten başka bir şey yemek gibi bir şansım yoktu. Çok uzun zamandır herkes sadece yumurta, peynir ve ekmek yiyor kahvaltıda. Başka bir şey üretilmez hale geldi. Giyinmek için dolabı açtım. Seçmek zor olmadı. Zaten herkes sadece siyah giydiği için artık başka renk bir şey yok dükkânlarda. Herkes gibi siyah pantolonumun üzerine siyah bir bluz giydim. Herkes gibi ben de saat sekiz buçukta işbaşı yaptım. İşyerindekilerle sohbet etmeye çalıştım. Herkes akşam aynı filmi izlemişti. Tabi tek televizyon kanalı olunca normaldi böyle olması. Ortak karar olarak kitapların sıkıcı olduğuna karar verildiğinden beri artık kitap da basılmıyordu zaten. Filmin üzerine sohbet etmeye çalıştık. Herkes aynı fikirdeydi. “Film sıkıcıydı.” Sohbet kısa sürdü. Hafif bir klasik müzik dinlemeye devam ettik işyerinde. Klasik müzik dışında başka bir müzik de yapılmıyor zaten. Çalışma verimliliğini arttırdığı konusunda herkes hemfikir. Öğlene kadar sessizce önümüzdeki işleri yaparak geçirdik. Öğle yemeğine çıkmadan herkes gibi ben de eşimi aradım. Herkes evli artık, herkesin çocuğu var. Yaşın yirmi beşi geçmeden evlenmen gerekiyor. Öğle yemeğini her zamanki gibi işyerine söyledik. Pek de restoran kalmadı zaten ortalıkta. Herkes oturduğu yerden yemek yemeği seviyor. Sağlıklı beslenme zorunluluğumuz gereği öğlen ve akşam aynı yemeği yiyoruz. Ben de herkes gibi aynı yemeği yedim. Akşam herkes gibi altıda işten çıktım. Herkes gibi eve gittim. Evdeki herkes televizyon başındaydı. Ben de onlara takıldım. Televizyonda basketbol maçı vardı. Zaten artık sadece basketbol maçı izleniyor…

Ne dediğinizi duyar gibi oluyorum. Çok mu sıkıcı? Her gün aynı şeyleri yapmak, herkesle aynı fikirde olmak, aynı şeylerden mutlu olmak ve aynı zevklere sahip olmak… Anlıyorum, günümü anlatırken abartmış olabilirim. Belki biraz fazlaca hayal dünyasına adım atmışım gibi de gelebilir sizlere. Ama bir düşünelim. Hayatımızda sadece böyle tek bir renk mi istiyoruz? Kaçımız ister? Tahminim çok az insan. Peki; madem tek renk sıkıcı o zaman neden sürekli insanları kendimize benzetmeye, bizim gibi düşünmelerini sağlamaya ve kendimiz gibi davranmaları için yönlendirmeye çalışıyoruz?

Herkesin aynı şeyleri yapıp aynı şeylerden hoşlandığı, aynı fikirlere sahip olup bize göre doğru olana yöneldiği bir toplum mu istiyoruz? Yoksa farklılıkların renklendirdiği, birbirini kendi düşüncesine getirmek için inatla tartışmak yerine birbirinden bir şeyler öğrenmeye çalışan; farklı renklerin de güzelliğini anlamaya çalışan bir toplum mu istiyoruz?

Buradaki hassas nokta ise söylediklerinin ve yaptıklarının; hayata dair tercihlerinin başka birinin tercih özgürlüğüne zarar vermemesinden geçiyor. Hal böyle olduğunda fikirlerine katılmasanız bile karşınızdakinin fikrini ifade etme özgürlüğüne de müdahale etmemiş ve hoşgörü göstermiş oluyorsunuz.

Farkındayım. Büyük bir tolerans, karşındakini anlayabilme ve sabredebilme yetisi gerektiriyor tüm bunlar. Ama hiçbir rengin kalmadığı bir dünyada yaşamak yerine; anlayışa, toleransa ve insanları bir nebze de olsa olduğu gibi kabul etmeye çalışmanın hayatı daha güzel kılacağına inanıyorum.

Yazar Walter Lippman’a ait çok sevdiğim ve çoğu insanın da bildiği bir sözle bağlamak istiyorum bu haftayı:

“Herkes aynı şeyi düşünüyorsa,

Hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir.”

Farklı olmak hayat denen boya kutusuna eklenmiş yeni bir renk gibi. Farklı olmak istiyorsak yolumuz ise çok basit. Gerçekten kendimiz gibi olmak…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?