ZOR AMA İMKANSIZ DEĞİL

Bursaspor eski yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda BURKÜP başkanı Avukat Hakan Dinçtürk ile zor günleri değerlendirdik. Kent Gazetesine samimi açıklamalar yapan Dinçtürk Bursaspor’un içinde bulunduğu durumdan çıkmasının zor ama imkansız olmadığını söyledi.

ZOR AMA İMKANSIZ DEĞİL

Fatih AKKUŞ

Özellikle Bursaspor’un her zor anında yönetim veya başkan ayırt etmeksizin her zaman yanında olan Avukat Hakan Dinçtürk son zamanlarda 6 aydır maaş almayan personel için yine elini taşın altına koydu. Prof. Dr. Sinan Çavun ve yine kendisi gibi Avukat Yalçın Canbaz’la başlattığı kampanya ile gündeme bomba gibi düştü. Bursaspor’u ise “Bursaspor, halkın bizzat kendisini oluşturan işçi ve emekçi takımıdır. Taraftarı Anadoluluğun verdiği saf ve temiz bir duygu ile takımlarına bağlıdır” şeklinde tanımlayan Dinçtürk’ün söyleşisi sizlerle.

Hakan DİNÇTÜRK kimdir?

1973 Karabük doğumluyum. Rahmetli babam Karabük Demir Çelik fabrikasından emekli bir işçidir. Annem ise ev hanımıdır. Dört kardeşin en küçüğüyüm. Üç ablam var. Çocukluğum memleketim olan Bartın’ın Ulus ilçesinde geçti. Yetiştiğim ilçe 2.500 nüfusa sahip küçük, şirin ve tipik bir Karadeniz ilçesidir. Ekonomik sıkıntılar nedeni ile çalışma hayatım yedi yaşımda başladı. İlkokuldan üniversite bitene kadar ayakkabı boyacılığı, semt pazarlarında ayran satma, simitçilik, lahmacun satıcılığı ve garsonluk gibi işler yaptım. Memleketimden ilk çıkışım ve Bursa ile ilk tanışmam 1987 yılında Bursa Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesini yatılı olarak kazanmam ile birlikte oldu. Lise döneminde Bursa’da 4 sene yaşadım. Daha sonra ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okudum. Fakülteyi dört yılda ve bütünlemesiz bir şekilde bitirdim. Hukuk Fakültesi bittikten sonra girdiğim Kaymakamlık Sınavının yazılısında Türkiye üçüncüsü ve Hakimlik Sınavının yazılısında ise Türkiye beşincisi oldum. Ancak her iki sınavın da mülakatlarında elendim. Elimde alternatif olarak avukatlık yapmak kaldığı için ve yaşadığım ilçe çok küçük bir ilçe olduğu için büyük şehirde şansımı denemek istedim. O yıllara kadar İstanbul’a hiç gitmemiştim. Ankara’yı ise hiç sevmemiştim. Bu neden ile gençlik aşkım olan Bursa’ya geri dönmeye ve Bursa’da şansımı denemeye karar verdim. 1996 yılında Bursa’ya dönerek avukatlık stajıma başladım. Dokuz yıl boyunca başka bir hukuk ofisinde sigortalı avukat olarak çalıştım. 2005 senesinde kendime ait ofisimi açtım. İlerleyen yıllarda işlerimin iyi gitmesi nedeni ile ofisimi ve kadrosunu genişlettim. Avukatlık mesleğinin hizmet sektörü olması ile üretim yapmanın ve istihdam yaratmanın hazzı nedeniyle ortağımla tekstil işine girdim. Daha sonra bu süreci tekstil makinaları imalatı izledi. Öğrencilik dönemim de dahil meslek hayatım boyunca Ceza Hukukunu hiç sevemedim. Bu neden ile kendimi Ticaret Hukuku ve İcra İflas Hukuku üzerine yetiştirdim. Mesleki faaliyetlerimde de bu alanlara ağırlık verdim. İki kız çocuğu babasıyım. Büyük kızım bu sene Robert Kolejinden mezun olacak. Küçük kızım ise ilk Öğrenim 5.sınıf öğrencisidir.

Hakan DİNÇTÜRK neler yapıyor?

Durağanlığı hiç sevmem. Bu neden ile kendimi bildim bileli hareketli bir hayatım olmuştur. Mücadele etmekten hiçbir zaman yılmam. Tam aksine mücadele etmekten zevk alırım. Para hayatımda her zaman amaç değil araç olmuştur. Etrafımda mutsuz ve negatif kişilere tahammülüm yoktur. Akıllı insanlara düşmanım olsa dahi severim ve sempati duyarım. Yoğun bir çalışma temposu içerisindeyim. Avukatlık faaliyetlerini yürüttüğüm 85 kişinin çalıştığı bir hukuk bürosunu yönetiyorum. Ayrıca 350 kişinin çalıştığı bir tekstil fabrikası ve 25 kişinin çalıştığı bir makine imalat fabrikasının da yönetim kurulunda görev almaktayım. Bu yoğunluk içinde beni en mutlu eden ve hayata karşı motivasyonumu artıran ise STK çalışmaları, sosyal yardım faaliyetleri ve en önemlisi de Bursaspor ile ilgili proje ve çalışmalardır.

BURKÜP Nedir? Faaliyetleri Nelerdir?

BURKÜP (Bursasporlu Kongre Üyeleri Platformu) bir sosyal gönüllülük projesidir. Bursaspor küçük olsun ancak sadece bizim olsun diye sığ düşünen bir kısım oluşumlara isyan olarak doğmuştur. BURKÜP’ün kurucusu ben değilim. Bu oluşumun en başında da yoktum. Ancak oluşumun başlangıcında yer alan kardeşlerim vicdanlarına, akıllarına, insanlıklarına ve Bursasporluluklarına güvendiğim kardeşlerimdi. Ana düşünceleri Bursaspor Genel Kurullarında blok oy ve yanında getirdiği problemlerin Bursaspor Genel Kurul üye sayısını ne kadar artırabilir ise o kadar azaltabileceği düşüncesidir. Bu oluşumda benim abileri olarak başkanlık yapmamı ve kendilerine yardımcı olmamı istediler. Bu ekip benim çok güvendiğim bir ekip. Bu neden ile geçici bir süre olma kaydı ve şartını koyarak tekliflerini kabul ettim. Beni arkadaşlarım her ne kadar başkan olarak tanımlasalar bile BURKÜP oluşumunun    başkanlık gibi  bir kurumada ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Çok kaliteli bir ekibe sahibiz ve gerekir ise hepimiz bu oluşumun bir üyesiyiz ve  gerekirse hepimiz başkanız. Benim içinde olmaktan çok zevk aldığım ve onur duyduğum bir oluşum. BURKÜP anayasasına göre siyaset konuşmak yasaktır. Mustafa Kemal Atatürk düşmanları hariç hangi siyasi düşünce sahibi olursa olsun kapımız açıktır. Şu anda da platformumuzun içinde farklı düşüncede ve çok farklı meslek guruplarında olan arkadaşlarımızla bir aradayız. BURKÜP felsefesine göre BURKÜP üyeleri Genel Kurullarda  blok oy  kullanamazlar. BURKÜP bu konuda karar alıp üyelerine telkinde de bulunamaz. Hiyerarşik bir yapıya sahip değili

z. Örgütlenmemiz dikey değil yatay bir örgütlenmedir. Biz Bursaspor’a gönül vermiş kişilerden oluşan, vaktini kulüp için projeler üretmeye harcayan, taraftarlarımız arasında dayanışma bilincini artırma adına sosyal yardımlaşma ve dayanışma faaliyetleri yürüten bir oluşumuz. Hiçbir oluşumu rakip olarak görmüyoruz. Hiçbir oluşumun da bizi rakip olarak görmesine gerek yoktur. Yönetimsel hiçbir hırsa sahip değiliz. Diğer tüm taraftar dernek ve platformları gibi bizimde rengimiz yeşil ve beyazdır.

 

Bursaspor sizin için ne anlam ifade ediyor?

Bursaspor, halkın bizzat kendisini oluşturan işçi ve emekçi takımıdır. Taraftarı Anadoluluğun verdiği saf ve temiz bir duygu ile takımlarına bağlıdır. Bursaspor her türlü medya, siyaset ve bilumum ayak oyunları ile hormonlu olarak şişirilmiş İstanbul takımlarına karşı şehir takımı bilincinin sembolüdür. İstanbul hegemonyasının sırtını yere getiren ve her daim onların korkulu rüyası olmuş bir takımdır. Bursa şehri ve Bursaspor benim gibi Bursa’da doğmamış bir insanı kendisine aşık edendir.

Sizce Bursaspor’un içinde bulunduğu durumdan çıkması kolay mı? Tekrar Aynı günlere dönülmesi için neler yapılması gerekmektedir?

Açık söylemek gerekirse kolay değil ancak imkansız da değil. Bursaspor’un şu an yaşadıklarına Avrupa Futbolunda örnek olarak Borissia Dortmund ve Barcelona takımları gösterilebilir. Bu kulüpler iflası aştılar ve sonra çok büyük sportif başarılara imza attılar. Bizim de bunu başaramamamız için bir engel görmüyorum. Bir kısım handikaplarımızın olduğu gerçeğini de göz ardı etmemek gereklidir. Örnek verdiğim kulüplerde taraftar takımına karşı her türlü öz veride bulunmuşlardır. Bulunmaya da devam etmektedir. Borissia Dortmund’un yılda 3-5 tane kombinesi ancak boşa çıkmakta ve 500 bin nüfusa sahip bir şehirde boşa çıkan bu kombineler için sıra kuyruğu oluşmaktadır. Bizde ise yıllarca taraftarın bakışında ‘Bursaspor’un malı deniz, yemeyen keriz.’ düşüncesi hakimdir. Bu düşünce doğal olarak sistemsiz ve kötü niyetli yöneticilerin kulübe hakim olmasından da etkilenmiştir. En basitinden taraftarımızın bedava bilet beklenti alışkanlığından vazgeçmesi gerekmektedir. Şu an için Bursaspor’un borcu 500 Milyon TL’yi aşkın bir civardadır. Bu paraları Türkiye’de cebinden verebilecek bir başkan veya yönetim yoktur. Bursaspor’un başına böyle bir yönetim beklemekte hayalcilikten başka bir şey değildir. Artık gerçekçi olmak ve duruma içinde bulunduğumuz gerçekleri kabul ederek bakmak gereklidir. Bunu Barcelona kulübünde iflas döneminden sonra yönetime gelen blue elephant hareketi (Mavi Fil Hareketi) başarmıştır. Bu hareket yönetime gelmeden önce kulübü yönetmek ile ilgili organizasyon şemasını öncelikle oluşturmuşlar ve bu şema içindeki görevleri üyeleri içerisinde en iyi kim yerine getirebilir sorusunun cevabını arayarak şemayı kendi üyeleri içindeki isimlerle doldurmuş ve daha yönetime gelmeden önce ön hazırlıklarını yapmışlardır. Onlar için Yönetimde yer alacak kişinin para sahibi olması değil verilecek görevi en yetkin şekilde yerine getirebilecek donanımda olması tek öncelik olmuştur. Kurtuluş savaşları her daim olağan üstü kararlar alma ve bu kararları cesaret ile uygulamayı gerektirir. Ekonomik ödeme dengesinin sağlana bilmesi için Konkordato süreci dahil radikal adımların düşünülmesi gerekmektedir. Vakıfköy’de menajer sultanlığına, torpil ve iltimasa bir an önce son verilmelidir. Bu kaynağın eskisi gibi etkin ve cesaret ile kullanılması gereklidir. Futbol Endüstrisi büyük kapitallerin döndüğü bir ekonomidir. Dolayısıylsa Futbol kulübü öncelikle sportif yatırımlar ile büyümelidir. Gayrimenkul ve rant projeleri öncelik değil ikincil kaynak arayışları içerisinde düşünülmelidir. Bursaspor durumunda bir takımın dışarıdan yapacağı transferlerde mesleğinin sonuna gelmiş ve futbol hayatının son kontratlarını yapan oyunculardan uzak durması gerekmektedir. Bu oyunculara kaynak sarf ederek sahip olduğu sınırlı sermayesini boşa harcamamalıdır. Yıllarca Bursaspor yetiştirici bir kulüp olmuştur. Gurbetçi futbolcular içinde her daim iyi bir basamak görülerek tercih edilen bir takım olmuştur. Bu algının bir an önce yeniden sağlanması gerekmektedir. Bursaspor futbol faaliyetinden kar eden bir kulüp olamadığı taktirde bu borç yükünü düzene sokabilmesi mümkün değildir. Bu neden ile her zaman genç ve gelecek vaat eden oyunculardan takım kurmak zorundadır. Tanınan, bilinen oyuncuyu parası olan her takım transfer edebilir. Önemli olan tanınmayanı, bilinmeyeni bulup, parlatıp değerini bulduğunda da satıp elde edilen para ile ise aynı geleceği vaat eden üç tane oyuncu alabilmektir. Başarılı yönetim bunu gerçekleştirebilendir. Bu nedenle taraftarın tepkisine kulakları tıkayıp çilek, kiraz olarak nitelenen transferlerden uzak durarak gelecek vaat eden genç isimlere yönelmek her daim Bursaspor gibi bir takım için doğru olandır.

Bu sezon Ligler Devam eder mi? Tescil edilmeli mi? Yoksa kaldığı yerden bir şekilde devam etmeli midir?

Ben bu sezonun artık bittiğini ve oynanmayacağını düşünüyorum. Şu anki gidişata bakılır ise Covid-19 ile ilgili sürecin Temmuz sonuna kadar normalleşmeyeceğini düşünüyorum. Ağustos ve Eylül ayları içerisinde sıkıştırılmış bir programın ise imkansız olduğunu düşünüyorum. Çünkü sözleşmesi 31 Mayıs itibari ile bitmiş bir futbolcu ile kulübü sözleşme yenilemek istemiyor ise bu durumda transfer dönemi hangi tarihler olacaktır? Futbolcu başka bir takım ile sözleşme imzalayıp aynı zamanda mevcut takımının kalan maçlarında mı oynayacaktır? Yılın en sıcak döneminde maçların oynanması futbolcu sağlığını nasıl etkileyecektir? Bir futbolcunun kondisyon yüklemesi yaklaşık bir ay sürmektedir. Futbolcular spora bu kadar ara vermişlerken birden nasıl 90 dakikalık bir kondisyon gösterebilecektir? Birçok bilinmez ve birçok soru işareti vardır. Burada asıl cevabını merak ettiğim konu bu sezon iptal mi edilecektir yoksa mevcut puan durumuna göre ligler mevcut hali ile tescil mi edilecektir? Benim bu konuda ki görüşümde liglerin mevcut hali ile tescil edileceğine yöneliktir. Gerek siyasi erk ve gerek ise mevcut TFF yönetimi 2010-11 sezonunun bitmeyen tepkisi nedeni ile Trabzonspor’un şu an lider olduğu bir ligi iptal etmeyi göze alamazlar. Bu neden ile küme düşme bu sezona özel kaldırılarak liglerin tescil edileceğini düşünüyorum. Mevcut duruma göre ise Bursaspor TFF 1.Ligin 3. sırasındaki takım olarak İnşallah bu sene SüperLig’e çıkacak.

Geçtiğimiz günlerde çok konuşulan personel maaşı ile alakalı kampanya hazırlığınızda altyapınız hazır mı? Bu anlamda şehirde nasıl bir organizasyon yapmayı düşünüyorsunuz?

Öncelikle belirtmek isterim ki çalışma planımız hazır. Şu an için Valilik izin kararını bekliyoruz. Ancak bu kampanya Cumhurbaşkanımızın başlatmış olduğu bağış kampanyası ile aynı döneme geldi. Mahalli yönetimler şu an başka kampanyalara sıcak bakmıyor. Ancak tarafımızın niyeti de Cumhurbaşkanlığı kampanyasının amacına hizmet eden ve aynı istikamette bir kampanya. Çünkü ortada bir gerçek var. Aylardır Bursaspor’un emektar çalışanlarına maaşları ödenemiyor. Önümüz ramazan ve Covid-19 nedeni ile bu insanlara evden çıkmayın diyoruz. Ancak çoğu yiyecek ekmeğe muhtaç vaziyette. Bu olağanüstü durumu ekonomik olarak atlatabilmeleri mümkün değil. Eğer valilik izin verirse biz bu paraları toplarız. Bunun ile ilgili BURKÜP içerisinden dinamik ve genç bir ekibe sahibiz ayrıca beni tanıyanlar iyi bilir kimseye karşı önyargım yoktur. Kimseye tepeden bakan bir yapım da yoktur. Bu konuda bizle çalışmak isteyen ve faydalı olacağına inandığımız her kardeşimize şimdiden teşekkür ederim. Kendilerine kapım açıktır. Tarafımın düşüncesi bu kampanya süresince 5-6 kişilik bir Call-Center ekibi oluşturarak onlara ofisimde çalışma düzeni sağlamaktır. Bu arkadaşlarımız öncelikle üyelerimizi arayacaklar ve kampanyaya katılım rica edeceklerdir. Ayrıca eski yeni futbolcularımızı ve teknik adamlarımızı arayarak geçmişte mesai paylaştıkları ve kendilerine hizmetleri dokunmuş bu insanların durumları anlatılarak yardım istemek olacaktır. Tarafım da iş çevresinden Bursaspor gönüllüsü arkadaşlarımla heyet oluşturup iş dünyasını bire bir ziyaret ederek destek isteyecektir. Sosyal medyadan ve yerel medyadan bu kampanyanın geniş kitlelere duyurulması için yardım istenecektir. En büyük avantajım Covid-19 nedeni ile mesleki ve ticari faaliyetimin durması nedeni ile vakit sıkıntımın olmamasıdır. Valilik tarafından izin verilir ise biz gereken bu parayı toplarız.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

DİĞER ÖNE ÇIKAN HABERLER

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?